Categories


Authors

Gezi Parkı Eylemleri Ertesinde Kent ve Siyaset 1

gezi ertesi 2.JPG

Ankara Sanat Tiyatrosu

3 Temmuz 2013

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi, Taksim Gezi parkı ile başlayan ve tüm ülkeyi saran direnişi kent ve siyaset üzerinden tartışmaya açtı.

Taksim Gezi Park’ında başlayan ve devam etmekte olan eylemlerin masaya yatırıldığı “Gezi Parkı Eylemleri Ertesinde: Kent ve Siyaset 1” başlığı altında yapılan etkinlik Ankara Sanat Tiyatrosunda gerçekleşti. Kent mücadelesi üzerinden eylemlilikler ve siyaset tartışıldığı panelin konuşmacıları Bülent Batuman, Tezcan Karakuş Candan, İlhan Cihaner, Metin Çulhaoğlu, Sonay Bayramoğlu Özuğurlu, İkbal Polat, Tarık Şengül ve Doğan Tılıç oldu. 

Etkinliğin açılış konuşmasını Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Ali Hakkan yaptığı panelde oturum başkanlığını Bülent Batuman yaptı. Kenti biçimlendirmeye ve siyasetin kent aracılığıyla biçimlenişine müdahil olma konusunun Mimarlar Odasının kendine biçtiği toplumsal bir görev olduğunu söyleyen Batuman, “Gezi olayları, kentin siyasetini, siyasetin mekânsallığını, hem dilini, hem de mekânını dönüştürdü. Bu etkinliğin çıkış noktası kentin siyasetle ilişkisine dair, gezi olaylarının ışığında bir kavramsal çerçeve oluşturma çabası.” diyerek sözü Prof. Dr. Tarık Şengül’e bıraktı. 

Tarık Şengül, gezi parkına yönelik protestolarla başlayan süreci değerlendirmek, önümüzdeki döneme ilişkin çıkış noktaları, geleceğe yönelik nelerin yapılabileceğine ilişkin bir tartışma yapmak istediğinden bahsederek kent mekânının AKP’nin neoliberalizmi için neden önemli olduğunu vurguladı. 

“Daha önceki dönemlerde hiç görmediğimiz bir biçimde kent mekânının kamusal alanlarının hızla metalaştığını görüyoruz. Kamusal mekâna yaklaştığınızda bir metalaştırma süreci, sadece hız anlamında değil, bir de zorla şiddeti barındırdığı ölçüde bir savaş durumu yaratıyor. Burada yani bir anlamda kültürel birtakım kodları, yaşam biçimlerinin, toplumun diğer yüzde 50’sine empoze edildiği, onların mekânlarını belirlediği, onların mekânlarının yerine kendi camisini, işte birtakım ibadethanelerini, işte Topçu Kışlasını vs. konulmak istenmesi ile son derece otoriterleşen yapı, sadece kendi değerlerini empoze etmekten çıkıp, toplumu da kendi değerleri etrafından dizayn etmeye başlıyor. Bu dinamikler gerçekten bugünkü yaşadığımız derin krizin, bu otoriterleşmenin, totaliterleşmenin ve giderek insanların artık nefes alamayıp, sonunda isyan ettiği bir durumun gerisindeki dinamiklerdir diye düşünüyorum.”

Yrd. Doç. Dr. Sonay Bayramoğlu Özuğurlu:

“Aslında 2002’den bugüne kadar, köylü, küçük üreticiler, gençler, memurlar, işçiler nakit bağımlılığına, yani borç köleliğine sürüklendi, bir sınıf ilişkisi diyebileceğimiz yeni bir toplum yarattı diyebiliriz. Mekân ilişkisine baktığımız zaman, orada da özellikle hem işçi sınıfı açısından, hem de orta sınıflar açısından da kentin merkezinden kovan bir etki yarattı. AKP iktidarında, kent merkezleri boşaltılıyor ve çünkü burjuvazi yeniden kent merkezine dönüyor ve yıkarak, yani yıkıp yeniden orayı kendisi için yeni yaşam alanları kuruyor.

Türkiye’de şu anda inşaat sektörüne dayalı bir kalkınma modeli var ve tamamen onun üzerinden yürüyen bir büyüme planı var. Dolayısıyla da bundan yararlanmak isteyen sermaye, bu kent merkezlerini yıkarak yeniden yapmanın yollarını buluyor. Kamulaştırmanın kendisi başlı başına bir şiddet haline geldi.

Gezi, çok açık olarak halkı temsil ediyor, gerçekten bir anlamda yüzde 99’u temsil ediyor. Çünkü çok uzun zamandır siyasal sistemden tamamen sürekli kovulan, sürekli itilen ve temsil edilmeyen bir halk var; dolayısıyla bu hareketi bir anlamda eşitlik ve özgürlüğü aynı anda isteyen bir hareket olarak tanımlamak mümkün. Gezi forumlarında; katılımcı demokratik yöntem ve araç arayışları gündeme geliyor.”

Metin Çulhaoğlu:

Çulhaoğlu, sunuşunu beş başlık altında sundu: 1- AKP bu direnişe nasıl bir konjonktürde, nasılken yakalandı? 2- AKP, bundan sonra ne yapar? 3- Ne neden patladı? 4- Sol burada nereye oturuyor? ve 5- Bundan sonra ne yapılabilir, ne beklenebilir?

“Aslında temel toplumsal sınıflara da ait olabilecek birtakım duyarlılıklar, o temel toplumsal sınıfların kendi bölmelerine hapsedilmeleri nedeniyle, orta sınıflarda yansıma bulmuştur. İşte bunun içerisinde laiklik vardır, kendi alanlarına hoyratça el atılması vardır, yaşam tarzlarına karışılması vardır, mekânsal dışlanma vardır ve özellikle genç işsizliğini bir anda düşünürsek, gençlerde özel bir teki birikimi vardır. Neticede ben bu patlamanın sınıfsal temelini ve temel siyasal niteliğini böyle değerlendiriyorum.

Benim kişisel kanım; hiçbir direniş böyle her gün sabahlara kadar sokaklarda eylem yaparak sürekli devam etmez. Şu bir gerçektir ve çok önemlidir: Duyarlılık, hassasiyet, tetikte olma, diri olma vs. durumları devam etmektedir. Bu canlılığı, bu dinamizmi eksiltmeden 2014’e taşımak gerekiyor.”

İkbal Polat

“Haziran direnişi dediğimiz süreç, aslında politik önderi olmayan, kendiliğinden gelişen ve de belirtildiği gibi bütün farklı kesimlerin bir araya aktığı ve bir araya getirdiği bir süreç oldu, bir direniş oldu.

Bu direnişi ya da insanları sokağa çıkaran sebeplerden bir tanesinin ayrımcılık meselesi olduğunu düşünüyorum. Yani kadınların, gençlerin, yaşam koşullarına, formlarına müdahale edilmek istenen, tanımlanmak istenen bir durumda; kürtaj, üç çocuk gibi müdahaleler, çevre hareketi, üçüncü köprünün adının Yavuz Sultan Selim olması vs. gibi konular aslında bu sokağa çıkanların en ortak noktalarıydı. 

İkinci konu ise demokrasi meselesi idi. Ülkenin sandık demokrasisiyle yönetilemeyeceği ve bunun karşısında bir doğrudan demokrasi, bir katılımcı demokrasi talebinin olmasıydı.”

Doğan Tılıç (Birgün Gazetesi Yazarı)

“Gezi öncesine kadar,“top da atsanız, ne yaparsanız yapın bu adamlar gitmez” ruh hali vardı. Bu toplumsal harekette hiç umulmadık bir yerden, toplumun en örgütsüz kesimlerinden gelen bir baskıyla, bir sarsmayla bunların gidebileceği, yıkılabilecekleri düşüncesi, özgüveni toplumun her tarafına yayıldı.

Sosyalist örgütlerin, devrimcilerin bu olup bitenlerden öğrenmesi gereken şeyler var. Örgütsüzlükten çok örgütlülüğün önem kazandığı ve öne çıktığı bir sürece gireceğimizi düşünüyorum. Örgütlü kesimlerin mutlaka önümüzdeki seçimlere doğru giderken mutlaka bu sokağın dinamizmi yakalayan kavrayan ve sokağın taleplerini göz önüne alan bir işbirliği gerçekleştirmeleri gerektiğini düşünüyorum.”

İlhan Cihaner

“Gezi parkı etrafında şekillenen bu direnişi belli halkalar içerisinde tanımlayacak olursak, bir çelik çekirdeği diyebileceğimiz park ve parkta başlayan direniş, Taksim Dayanışmanın önderliğindeki bir hareket var. Bir kere bu hareket kesinlikle küreselleşme karşıtı, antikapitalist niteliği olan bir hareket, sonuna kadar politik bir hareket. Çevreci yönü ağırlık basıyor, ama aynen o “yüzde 1” hareketi gibi küreselleşme karşıtı bir hareket. Demokrasi alanında, özellikle park forumlarına dönüşmesiyle, bir tersinden endoktrinasyon başladı gibi.”

Tezcan Karakuş Candan

“AKP’nin bir baskıcı rejim, bir diktatöryal sisteme doğru gittiği bu umutsuzluk sürecinde bir şeyler birikti, baskı da birikti, dayanışma da birikti. Bu bizim ilk deneyimlememiz değildi. Ankara’da bir Tekel direnişi yaşandı. Bu Tekel direnişi başka bir bilince hepimizi sıçrattı. Yani MHP’li bir işçiyle, Kürt bir işçiyle, Türk bir işçinin, Alevi, Sünni, Kürt, bütün etnik kökenli işçilerin aynı anda hareket etmesini, 

mücadele etmesini sağlayan ve hepimizin aynı anda bunların hiçbirini düşünmeden evimizdeki battaniyeyi, yemeği ya da ısınma aleti neyse onu alıp getirdiğimiz, başkentin tam da göbeğinde yaşanan bir süreci yaşadık. Bu da çok önemli bir sıçrama süreciydi.

Kent, bir karşılaşma anı, insanların bir aradalığını simgeleyen bir şey. İnsanların eşitliğini, özgürlüğünü, demokrasisini, kültürünü, sanatını, eğlencesini ve sonuçta iş yaşantısını, işle kent arasında eviyle arasında kurduğu ilişkinin tamamını içerisinde barındıran bir şey. Kent ve siyaset sürecinde kent hareketinin, kent yaşamının çok anlamı olduğunu düşünüyorum. 

Bizim gezi parkı süreciyle yaşadığımız şey, tam da kentimizin kendine gelmesiydi, kenti yeniden keşfetmemiz ve kenti yeniden yaşamamızdı.”

Çatalhöyük Arkeoloji Yaz Atölyesi

Mimarlığın Sosyal Forumu 2013

Mimarlığın Sosyal Forumu 2013