Dinleme Cihazına Karşı Halka Açık Toplantı

Konur Sokak

19 Ağustos 2013

Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nde sandalye altında bulunan dinleme cihazının ardından yönetim kurulu toplantısını sokağa taşıyarak, toplantıyı Ankaralılara dinletti. Oda yöneticileri Konur Sokak’ta Yönetim Kurulu toplantısı yaparak yasadışı dinlemeyi protesto ederken, toplantılarının herkese açık olduğunu dile getirdi. Toplantıya Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Ali Hakkan, Ankara Şube Sekreter Üyesi Tezcan Karakuş Candan, Yönetim kurulu üyeleri Ali Atakan, Bülent batuman,,Tuğba Arslan, Elvan Ergut Altan katıldı. Yedek Yönetim Kurulu üyelerinden Songül Üzgün ve Özlem Dengiz Uğur’un da katıldığı toplantıya TMMOB İKK sekreteri Bülent Tatlı da destek verdi.  Konur Sokak sakinleri ve sokaktan geçenlerinde büyük ilgisini topladı. 

Toplantının sokağa taşınmasını açıklayan Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Ali Hakkan, “ Biliyorsunuz ki Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nde dinleme cihazı bulundu. Oda olarak, bilimsel verilerle kamu yararına çalışmalar yürütüyoruz, kararlar alıyoruz, bu karalarımızı da herkesle paylaşıyoruz. Tüm çalışmalarımız şeffaf. Dinlenmemizi gerektirecek hiçbir durum yok. Bugün de haftalık rutin yönetim Kurulu toplantımızı Oda yöneticilerimizle ve sizlerle beraber Sokakta yapacağız” dedi. 

Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Batuman toplantıyı sokağa taşımalarının aynı zamanda bir eylem biçimi olduğunu belirtti. Batuman: “Bugün burada Yönetim Kurulu toplantımızı yapıyor olmamız, zaten şeffaf olan çalışmalarımızın şeffaflığını vurgulamak değildir. Yasadışı dinlemeyi bu toplantıyla protesto ediyoruz. Dinlemeyi yapanların, bu Türkiye’deki bir takım erkleri kullanan bazı odaklarla irtibatta olduğunu düşünerek bir protesto yapıyoruz. Hukuk devletine inanıyoruz, toplantıyla protestomuz hakkında kamuoyunu bilgilendirmek istiyoruz” şeklinde konuştu. 

Yapılan açıklamanın ardından, Mimarlar Odası Ankara Şube Sekreter Üyesi Tezcan Karakuş Candan toplantı açılışını yaptı. Candan savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını belirterek, “teknik ekibimiz kayıt cihazındaki dört saatlik bant kayıtlarını çözdü. DVD ses kaydı,  tutanak ve cihaz savcılığa iletildi. Bant çözümlemesi de yapılıyor, isimler var, bant çözümlemesi yapıldığında isimleri de Cumhuriyet Savcılığı’na ileteceğiz. Binamızda Yönetim Kurulu kararı ile tarama yapılacak. Dinlenmeye ihtiyacımız yok bugün de herkese açık kararlarımızı alacağız.”

Mimarlar Odası Ankara Şube Yönetim Kurulu Üyesi Ali Atakan: “ Demokratik bir ülkede olağan bir durum değildir dinleme cihazları, olağanüstü bir durumla karşı karşıyayız. Gezi süreci ile yeni bir dönem başladı. İnsanlar haklı taleplerini barışçıl bir şekilde gündeme getirmişlerdir. İnsanların yaşam alanlarına dair talepleri görmemezlikten gelinerek, hukuksuzluk ve baskı ile karşı karşıya kaldı. Yine Anayasadan gücünü alan Odamızda böcek durumu ile karşılaştık. Mimarlığın ve ülkenin gündemini tüm yönetim kurullarında tartışarak, örgütlülüğümüzü devam ettiriyoruz. Şeffaf bir şekilde çalışmalarımızı yürütüyoruz.” 

Gelir – Gider Şeffaflığı 

Sayman üyelik görevini üstlenen Atakan ayrıca, Mimarlar Odası Ankara Şubesi’nin gelir ve gider rakamlarını da sokakta yapılan toplantıda açıkladı: “Mimarlar Odası’na daha öncede darbe döneminde de baskı uygulanmıştır. Torba yasa ile bugün yine gelirlerimiz kesilmeye çalışıyor. Gelirler toplamımız, 1 milyon 274 bin 738 lira giderler toplamımız, 1 milyon 171 bin 34 lira. Gelir - gider farkımız; 103 bin lira. Geçen yıla baktığımızda gelirlerimizde yedi aylık süreçte %25’lik bir düşüş var. Buna karşı önlemlerimizi alıyoruz. Mimarlar Odası’nın altmış yıllık bir geleneği ve kurumsal gücü var. Ve bu güçle mücadelesini devam ettirecektir” ifadelerini kullandı.  

Ankaralılar, Mimarlar Odası Ankara Şubesi yöneticilerine toplantı için gündem maddesi önerdi ve toplantıda görüşlerini dile getirdi. Toplantıyı izleyenler Atatürk Orman Çiftliği’nin parçalanması ve TMMOB yasası gibi merak ettikleri soruları yöneltti. 

TMMOB yasasına ilişkin soruları yanıtlayan Ali Hakkan yasanın KHK süreci ile başladığının altını çizdi. Hakkan: “ Kanun hükmünde kararnamelerle başladı süreç, Odaları n gelirlerini kısmaya yönelik bir yasal düzenlemedir. Mesleki denetim gelirleri düşmüştür ki bu sadece Odalarla ilgili değildir. Kamusal denetimin önünü kesmek amaçlıdır. Yapı üretim sürecinde projeleri denetlerken kamu adına da bunu yapıyorduk. Bu denetim yok edilerek, Şu an ülkede artık kaçak yapının, kaçak ruhsatın önü açıldı.” Şeklinde konuştu. 

Candan Dinleme cihazı bulunduğu gün Başkent Dayanışması toplantısı yaptıklarını hatırlatarak toplantı hakkında bilgi verdi: “ Başkent Dayanışması, 1 Mayıs 2012 yılında kuruldu. Kentli haklarını gündemine alarak, kentsel bir muhalefet ağı olmaya devam ediyor. STK’ların, meslek odalarının ve derneklerin temsilinde bir hareket olmasına rağmen, mahallelerde süren forumlarla nasıl birlikte hareket edebileceği konuşuldu. 22 Ağustos, saat: 12.00’de Mimarlar Odası’nda tüm Ankara’da yürüyen forum temsilcileri ile Başkent dayanışması temsilcileri tüm Ankara’da yürüyen forumlarla beraber, ortak bir  toplantı yapacaklar. Tüm Türkiye çapındaki kentsel toplumsal hareketleri, Başkent Dayanışması Ekim ayının başında Ankara’da toplantıya davet etme kararı alındı. Başkent Dayanışması’nın diğer bir gündemi de AOÇ oldu. Tema parkla ilgili Melih Gökçek’in talan projesi, bitmek üzere olan yollar ve Başbakanlık binası var. Bunu için de dayanışma bileşenleri 8 Eylül tarihinde AOÇ’de piknik yapılması kararını aldı. EGO’ya yönelik olarak ise bir dilekçe eylemi kararı alındı. Başkent Dayanışması’nın taleplerinden biri  AOÇ- Kızılay- Ulus toplu taşım hatlarının konulması. Ankara’da AOÇ’ye ulaşımın zorlaştırılmış olması ile ulaşamıyoruz ve ulaşmak istiyoruz.” dedi. 

AOÇ Gündemi Tartışıldı 

Kent mücadelesi ve hukuksal süreçler başlıklı gündem maddesinde; AOÇ gündemi Yönetim Kurulu üyelerince tartışıldı. 

Hukuksal mücadele, kamuoyuna yönelik kentsel mücadele ve sokağa yönelik eylem programı ile üç aksta mücadele yürüttüklerini ifade eden Candan, “ Şu ana dek 140 adet açtığımız dava var. Davaların bir kısmı sonuçlandı, bir kısmı temyiz aşamasında. Kentsel dönüşüm, Saraçoğlu, AOÇ davaları birkaç yıldır sürüyor. AOÇ davasında ise davanın bilinçli olarak yargı süreci uzatılıyor. AOÇ üzerine onu aşkın davamız var. AOÇ mücadelesi mekânsal olarak bizlerden uzak olması sebebi ile Ankaralıların onu hissetmesi ve özümsemesi yavaş ilerliyor. Şu anda kritik bir noktadayız, son iki gündür geceleri ağaç kesildiği ve Başbakanlık Hizmet binasına ulaşacak yeni bir kırk metrelik yol yapıldığı duyumunu aldık. Tema park için Melih Gökçek 500 milyon dolarlık bir bütçeden bahsediyor. Bu ticari amaçlı parası olanları kullanabileceği, kamu yararı olmayan bir proje olarak değerlendiriyoruz” ifadelerini kullandı.  

Hükümetin AOÇ’yi kendine ait bir alan olarak gördüğünü söyleyen Batuman ise “Kent merkezindeki kamusal alanlar hepimizin alanları farkında olduğumuzda bunlara sahip çıkmaya çalışıyoruz. AOÇ içinse bu durum biraz acıklı, kent merkezinden uzak olduğu için gözlerden uzak kalıyor. AOÇ 1950’lerden beri büyük parçaları çeşitli sermaye gruplarına satılmış veya kullanımına terk edilmiş. Şimdi ise yöneticiler kendi kullanımlarına uygun buldukları bir yeşil alan olarak görüyorlar. Başbakanlık sarayının orada inşa edilmesi, Meclis için de bir takım tesislerin inşası söz konusu. Devlete ait ve devlet yöneticilerinin keyfini süreceği bir yeşil alan gibi, kendi açılarından bir kamusal alan olarak görüyorlar. Hem farkındalığımızı artırmamız, hem çevremizdekilerin farkındalığını artırmamız kentli olarak görevimiz” yorumunu yaptı. 

Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Dengiz Uğur: “Atatürk Orman Çiftliği’nde Başbakanlık binası ve meclis tesisi için yapılanlar ideolojik. Kızılay’daki bina yeterli olmayabilir, ihtiyaç olabilir. Başka bir yere aynı binalar yapılabilir. AOÇ yapılan siyasi bir karardır” dedi. 

AOÇ, Ankara’nın kentsel planlaması yapıldığında İstanbul–Eskişehir yolu arasında Ankara’ya nefes aldırılması planlanan bir alan. Kentin siluetini belirliyor. Yapılaşma olmamasıyla Ankara’yı hissetmemizi sağlıyor. Oralarda piknik yapılırken alternatif yollarla, sadece kokoreç yenen hale dönüştüğünde müdahaleler başladı. AOÇ yapılacak yapılaşmayla, çocuklarımızın içinden bile geçemediği bir alan haline gelecek, kentin silueti bozulacak. Yılmadan AOÇ mücadelesi devam ettiğinde; AOÇ’yi tekrar yeşillenen bir alan olarak düşünüyorum” şeklinde konuştu. 

Saraçoğlu Mahallesi bir diğer gündem maddesi oldu. Candan, Saraçoğlu Mahallesi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan randevu talep ettiklerini ama cevap gelmediğini hatırlatarak, “ Bakanlar Kurulu Kararı ile Saraçoğlu mahallesi iki ay önce riskli alan ilan edildi. Cumhuriyet’in ilk toplu konut alanı olan Hem alan tescili var, hem yapılar, hem ağaçlar tek tek tescilli. Mimarlar Odası Ankara Şubesi olarak, kentlinin fikri alınmalı diyerek proje fikir yarışması açtık. Yarışma sonuçlarını Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunmak için randevu istedik. Ama bakanlık kapı duvar. Riskli alan kararı ile Saraçoğlu’nun tüm koruma kalkanları kalktı. Yeni projelerin hayata geçmesi, bazı binalarının yıkılması öngörülmekte, Saraçoğlu Mahallesi’nde yıkılacak yapıları kıyım olarak görüyoruz. Bu alana dair bir şeyler yapılmalı, bu nedenle gündemimize aldık. Sadece bizim değil, farklı siyasi partilerinde gündeminde, Saraçoğlu Mahallesi’ne iş makinesi giriyor olması, Ankara’nın gezisi olması anlamına gelir”  değerlendirmesinde bulundu. 

Hakkan ise : “ Saraçoğlu Mahallesinin de buluna ağaçlar, asırlık ağaçlar. Binalar iki katlı yapılar ve oldukça sağlam, risk taşıması söz konusu değil. Olsa bile daha sağlam hale getirilebilir. Ankara Ticaret Odası’nın o alanda ticaret merkezi yapma projeleri vardı. Ticaret Merkezi dendiğinde Türkiye’de neler yapılabiliyor biliyoruz. Koruma amaçlı bir imar planı ile alan dönüşebilir. Saraçoğlu Mahallesi tahliye edilirken, hala Ortada hiçbir proje yok.” 

Niye Demetevler Değil de Saraçoğlu? 

Yedek Yönetim Kurulu üyelerinden Songül Üzgün: “ Riskli alan olarak Demetevler dururken neden Saraçoğlu seçildi?” sorusunu sordu. Üzgün siyasi bir karar verildiğini söyledi.  

Yönetim Kurulu Üyesi Elvan Altan Ergut : “ Kentteki her müdahalede yaşadığımız en önemli sorun tepeden inme kararlarla kentliye sormadan girişilen uygulamalar. Halkı temsil eden bir sistemin işleyişi ile mümkün. AOÇ’de ve tüm kentsel alanlarda müdahalelerde yaşanılan sorunlar katılımcı demokrasinin eksikliğindendir.”  

“Occupy Saraçoğlu “

Yönetim Kurulu Üyesi Hazeli Akgöl: “ Kentlilere bizlere sorulmalıydı ama bizlere sorulmayacak. Saraçoğlu’nun tahliyesinden sonra, Buralar, içinde evsizler barınacak diyecekler belki de kent merkezi için tehlike diyecekler. Buralara gereken müdahalede bulunacaklarını söyleyecekler. Akşamları orayı gezi alanları yapmalıyız, oraları işgal etmeliyiz, evlerimize gitmeden sokaklarında gezmeliyiz.  Ne yapmamız gerektiğini söylemeliyiz”  ifadelerini kullandı. 

Candan, Saraçoğlu gündeminin tartışılmasının ardından; “Saraçoğlu Mahallesi’nde ışıklar sönüyor ve insansızlaştırılıyorsa, orada yapılacak en güzel şey ışıkları yakarak insanlaştırılmasıdır. Her dakikamızı Saraçoğlu’nda dinlenerek de geçirebiliriz, çimenlere de uzanırız. Oda yöneticimiz, Hazeli Akgöl’ün “Occupy Saraçoğlu”sunu destekliyorum.” 

Batuman, gündeme şu ifadelerle öneri sundu: “Bu konu Cumhurbaşkanı’nın da gündeminde madem Cumhurbaşkanı’na herkes koltuğunun altına proje alıp götürüyorsa bizler de mimarların kent düşlerini koltuğumuza alıp götürelim.” 

Saraçoğlu’nun gezi alanına çevrilmesi ve Batuman’ın önerisiyle Cumhurbaşkanı’ndan Saraçoğlu için randevu alınmasına karar verildi.  Konur Sokak’ta halkla birlikte yapılan Yönetim Kurulu toplantısında alınan kararlar arasında, Güvenpark’ta bulunan Güven anıtının korumaya uygun şekilde temizlenmesi, için Koruma Kurulu’na başvurulması, Ankaralılar ile birlikte karara bağlandı. Geç saatlere kadar süren toplantı, Konur Sokak’ta büyük ilgi topladı. Oda yöneticileri, Yönetim Kurulu toplantılarını sokakta yapmaya devam edebileceklerinin de sinyalini verdi. t