Kuyruklu Yıldızlar

Aras Burak 

Mimar / AA Dipl. RIBA 2

Star mimar tanımı 90'larda mimar olmayanların da mimarlığa ilgisinin artışı ile bir grup mimarı diğerlerinden ayırt etmek için gündeme geldi. Mimarların durumunda star sıfatı şarkıcılarda,
sporcularda olduğunun aksine bir övgüden çok şeytanlaştırma amacıyla kullanılıyor. Mimarlığın popüleritesinin artmasında bilimsel olmayarak şu anda etkisinin gerçekliğini belgeleyemeyeceğim, ancak kendi tecrübemden yola çıkarak tahmin yürütebileceğim etkenler var. 

Taschen'ın ünlü mimarların işlerini bir araya toplayarak mimarlığı herkesin anlayabileceği şekilde sunduğu seri "Contemporary Architects" ve Philip Jodido'nun sıradan bir mimarın kütüphanesinde bile bulunan "Architecture Now!" kitaplarının mimarlığın daha geniş kitlelere ulaşmaya başlamasında önemli bir rolü var. Aynı zamanda 90'ların sonunda günlük gazetelerde yer verilmeyen mimarlık haberleri çok daha ucuz ve kolay bir şekilde internette oluşturulan mimarlık portallarında kolayca yayınlanabilir hale geldi. İnternet üzerinden "forward" edilen mesajlar aracılığı ile Frank Gehry, Gaudi gibi pek çok ünlü, popüler mimarın işleri daha büyük kitlelerin dikkatine sunuldu.

Altyapı
İnşaa edebildiğimiz şeylerin teknolojik ama en çok da sosyal olarak sağlanan imkanlarla sınır tanımamaya başlaması her şeyin üzerinde çok daha gösterişli bir mimarlığı inşaa edilebilir kıldı. Daha hızlı üretilen tasarımlar, üç boyutlu yazıcılardan çıkan maketler göze adeta uzaydan düşmüş gibi gözüktü ve bazen öğrenci projeleri bile ünlü mimarların projelerinden daha çok dikkat çeker hale gelip hak ettiğinden fazla değerli sayılabildi.

Basra Körfezi sermayesinin ortaya çıkışı ile batı ülkelerinde fiziksel, kurumsal değişikliklere neden olmaya başlaması ile yine körfez ülkelerinin kendi ülkelerinde gösterişli bina inşaa etme tutkularının olumlu ve süreci hızlandırıcı etkisini de gözardı etmemek gerekir. Futbol kulüplerini, bankaları satın alan yatırımcılar Guggenheim'ı, Louvre'u da ülkelerine taşıyarak bu marka müzelerin bile tabiri caizse şubelerini taşıdı, bu müzelerin binaları için Nouvel ve Gehry gibi yıldızları görevlendirdiler.

Sermayenin doğu tarafından gösterişli binalar için akıtılmaya başlanmasında batıda yaşanan mali krizin de ciddi bir rolü oldu. Körfez ülkelerine Benzer bir motivasyonla, Çin’in erken 2000'lerde 2008 yaz olimpiyatlarına ev sahipliği yapacak olmasından dolayı farklı bir Çin resmi çizme amacına uygun şekilde bütün gücünü kullanması mimarlığı “star mimarlık” adı altında bugünkü şeklinde daha hızlı tüketilebilir bir hale getirdi.

New York'la ilgili yazdığı bir kitapla ünlenen Rem Koolhaas'ın 11 Eylül sonrasında Dünya
Ticaret Merkezi hakkında bir öneri yapmak yerine aynı tarihlerde Pekin'deki Çin Ulusal Televizyonu üzerinde çalışması, sık sık içgüdülerinde haklı çıkan Koolhaas'ı tahlilinde bir kez daha haklı çıkardı. CCTV çok daha büyük ve zor bir proje olmasına rağmen Dünya Ticaret Merkezi'nden önce tamamlandı. Bugün star mimarlık panayırına dönüşen Dünya Ticaret Merkezinin yer aldığı bölge belki de şehirde en fazla New York'a ait gibi gözükmeyen ada.

Doğa
Mimarlık aslında doğası gereği hep "star" gibi düşünmeyi "star" gibi hareket etmeyi gerektiren bir meslekti, bu durum sadece daha çok ve daha farklı bir şekilde hayatımızda yer almaya başladı, daha geniş kitlelerin ilgi alanına girdi. Yüksek egolarıyla son derece gönüllü bir şekilde ön plana çıkmaya hazır olan mimarlar, inşaa edilen binayı hangi şeytani amaca hizmet ediyor olursa olsun sahiplendiği için mimar medya aracılığı ile daha da çok ön plana çıkmış oldu.

İşin gerçeği mimarlar, sanıldığı kadar, arzu ettikleri gibi bir binanın bir araya getiriliş sürecinde kontrol sahibi de değildir. Her şeyden önce mimar eline kürek alıp beton karmaz, eline çekiç alıp çivi çakmaz, kaynak yapmaz. Yüzlerce insan ellerindeki malzeme ve teknik bilgi ve tecrübeyi mimarın ürettiğini temsili çalışmasına benzetmek için kendilerine verilen bilgiyi kullanarak çabalar. Yapılan bina mimarlık ürünü olarak bile tanımlanmayabilir; mimarlık ürünü günün sonunda temsilden ibarettir. Mimarın görevi bina veya binaların bir araya getirilişini kurgulamak, ortaya çıkacak sonucu öngörmeye çalışmak olarak da tanımlanabilir. Bunu gündeme taşımamın nedeni ortaya konan emeği küçümsemektense, mimarın yaptığı işin daha net anlaşılmasnı istemem. Bu konudaki bulanık tablo star mimarlık gibi çarpık bir terimin ortaya çıkışının sebebi oluyor, körler sağırlar birbirlerini ağırlamaya devam ediyor.

Arkaplan
Dünya savaşları tarafından kesintiye uğramadan var olduğu bu asrın son elli yıllık döneminde moden mimarlık yapanlar, yapabileceklerini tamamen keşfetme şansını buldu. Kimilerince kağıt mimarlığı diye de adlandırılan bu mimarlığı üreten Zaha Hadid, Daniel Libeskind ve Frank Gehry gibi mimarlar, meslektaşları dahil, büyük çoğunluk tarafından yüzlerde hafif bir tebessüm ile 90'ların sonuna kadar izlendi.

Bu grup sınırsız imkanlar ekonomik ve sosyolojik olarak önlerine konduğunda hayal ettikleri mimarlığı gerçekleştirme fırsatını buldu. Bunu ne fazla kahramanlaştırmak ne de küçük görmek sağlıklı olacaktır. Zaha Hadid'in günümüz mimarlığında oynadığı rol gittikçe kurumsallaşan, sonuna kadar imkanları zorlayan çok özel bir roldür. Ortalama bir mimarın gözünde bu şöhret köşe başları tutulmuş olduğu için gelmiş bir şöhret gibi anlaşılabilir. Oysa ki "star" mimarların hayat öykülerinde genellikle ödenmiş çok ağır bedeller, özgün kişilikler ve başarıya olan sıkı bir inanç vardır. Çoğu star mimar sosyal ve ekonomik olarak ortalamanın çok üstünde ailelerden gelir ancak bunun başarılarının tek sebebi olarak görülmesi büyük bir haksızlıktır. İyi mimarlık ölüm kalıma sebep olan bir ihtiyaç değildir, dünya üzerinde üretilen binalara ve şehirlere kıyaslanınca çok küçük bir oranda hayata geçirilen bir şeydir. Bu konuda kafa patlatıp yeteneklerini bu yönde geliştirme şansı bulabilmek ise ayrıca zor bir süreçtir. Ancak hayatını kazanma konusunda acelesi olmayan insanlar tarafından senelerce deneyip yanılarak öğrenilebilecek bir meslek olduğu için, sosyal ve ekonomik imkanları daha geniş olan insanların mimarlıkta başarılı olması söz konusu olabiliyor. Aynı zamanda özgün işler üretebilen bir mimarın özel bir işveren bulabilmesi için kendisine güvenebilecek, maddi imkanları olan insanlarla çevrili olması da beklenebilir.

Star mimar tanım olarak yukarıdan bakan, şehri, kullanıcıyı ikinci plana atan ve yalnızca
işvereni ve kendini kollayan bir mimarı akla getiriyor. Bu yüzden çelişkili bir tamlama rubu olduğu söylenebilir. İyi bir mimar kullanıcının keyif alabileceği binaları üretebilen mimardır ve şehri, kullanıcıyı ikinci plana atması hayal bile edilemez. Herzog&de Meuron bugün dünya üzerindeki en özel mimarlık ofislerinden biri olmasına rağmen projelerinde tepeden inme bir tavır olduğu söylenemez. Bu tepeden inme diva tavrını özellikle ülkemizde daha çok politikacılar tarafından helikopter camından bakılarak üretilen projelerde görmek mümkün. Bu yüzden star mimarlık tanımı, pop şarkıcılarının aksi şekilde star mimarların kendileri tarafından kesinlikle benimsenmeyen bir tanımlama.

2014 yılının sonunda Frank Gehry orta parmağını basın mensuplarına gösterip “zaten çok az iyi bina yapılıyor bari bizi rahat bırakın” dediğinde anne ve babası ile iletişim kuramayan ve öfke dolu olan bir ergen çocuğu anımsatıyordu. Gazeteciler, mimarlık eğitimi olmayan insanlar için her garip şekil “uzaydan düşmüş bir cisim”den öteye bir eleştiri alamıyor. Bu durum da mimarların elini oldukça zayıflatıyor. 

Nitelikli bir eleştiri bulamayan mimarlar gittikçe yalnızlaşıyor, üretimlerinin kalitesi de buna bağlı olarak düşüyor.UN Studio’nun kurucusu Ben van Berkel, AA’de bir konuşmasında Mercedes Benz müzesini yaparken işverenin kendilerini inanılmaz derecede sıkıştırdığını, bir noktada ofislerinden 1:1 ölçekte yapacakları katın bir modelini istediklerini söylemişti. Birebir ölçekte inşaa edecekleri katın bir bölümünü görmek isteyen işverene çalışan mimar ile Yenikapı’da müzede nasıl bir içerik olacağını bilmeden kapkaranlık bir odada duvarlara dokunarak yolunu arayan Eisenman’ın üretimi arasında bir fark olacağından kimse şüphe duymasın.

Sönüş
Zaman aktıkça teknolojik imkanların ulaşılabilirliğinin artması ile star mimar gibi üretim yapabilen insanların sayısı arttı, kurumsal mimarlık şirketleri bile gösterişli şekiller üretebilmeye başladı.

Avrupa kıtası 90’larda olduğu gibi iyi mimarlığa finansman sağlayamıyor, demokrasiden ve insan haklarından nasibini almamış, gelişmekte olan ülkeler batının en iyi mimarlarına iş verebiliyor ve ancak bu şekilde batının mimarları ofislerini ayakta kalabiliyor.

İyi mimarlık üretimi ancak olağanüstü işverenlerle mümkün. Star mimarlar olağanüstü işverenlerle hayatlarının bir noktasında yolları kesişmiş, donanımlı insanlar. Duvara karşı tenis oynayan bir tenis starını televizyonda izlemek ister misiniz? İyi işvereni olmayan bir star mimar da duvara karşı tenis oynayan bir tenis şampiyonundan çok farklı olamıyor.

Kanımca star mimarlık, kendilerine çok yabancı gelen bir dünyaya yazılı basın tarafından anımlanamayan uçan bir cisimmişcesine verilmiş çok da anlamlı olmayan bir isimdir. Kullanıcılar ve mimarlar arasındaki iletişim kopukluğunun resmiyete dökülmüş halidir. Geçici bir durumun, bir geçiş sürecinin adıdır; bir kuyruklu yıldız gibi gösterişli ancak kısa ömürlü.