Özgün Düşüncelerin Aydınlık 'Adam'ını Yitirdik

Uzunca bir süredir sağlık koşulları giderek ağırlaşan meslektaşımız, hocamız Mehmet Yiğit Adam,  12 Temmuz 2014 günü aramızdan ayrıldı. Ankara’da kalmakta olduğu bakımevinden alınan cenazesi vasiyetine uyularak Sapanca Yanıkköy’de toprağa verildi. Oda’dan gelen elektronik iletide Mehmet Adam’ın ölümü şu sözlerle duyuruluyordu:

2717 sicil numaralı Mimarlar Odası Ankara Şubesi Üyesi, Mimarlar Odası Merkez Yönetim Kurulu üyeliği yapmış, Oda yayın kurullarında aktif görev almış, ‘Almaşık Yeniden Üretim Süreçleri İçin Konut Alanları’ kitabının yazarı, ODTÜ'nün eski hocalarından, düşüncelerinden feyiz aldığımız Mehmet Yiğit Adam'ı dün akşam kaybetmenin derin üzüntüsü içerisindeyiz.”

Mehmet Adam’ın ölümünün ardından, üyesi olduğu Mimarlar Derneği 1927’nin yayınladığı mesajda ise şu sözler yer alıyordu: 

Arkadaşımız, ağabeyimiz, hocamız, sevgili Mehmet Adam’ı kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşıyoruz… Dünyayı ve mimarlığı sorgulayan bakışını, yeniyi kurmak için varolanı irdeleyen düşüncesini, düşüncesinin aynasında geçen yaşamını saygıyla anıyor, ailesine, dostlarına ve meslektaşlarımıza başsağlığı diliyoruz.”

“HAYAL KURAMIYORUM, ÖLECEĞİM GALİBA”

1980’lerde Mimarlar Odası Genel Sekreterliği görevini yürüten Fatih Söyler, Mehmet Adam’ın bir süre önce kaldığı bakımevinde “Babam, ben öleceğim galiba, artık hayal kuramıyorum derdi” dediğini aktarıyor ve şöyle diyor: 

Herkesin arkadaşı, yoldaşı, ağabeyi... Adı gibi insan, her türlü kuşatmaya karşı, adı gibi yiğit sevgili Mehmet Adam'ı kaybetmenin derin acısını yaşıyorum. 12 Eylülün koyu karanlığında Mimarlar Odasının ışıl ışıl parlamasında çok büyük emeği vardı. Dünyayı, bu dünyada olanı biteni ve bu dünyada kendimizi, hayatlarımızı sorgulamayı, onca baskıya, önyargıya, yargısız infaza karşı direnmeyi, direnirken mümkün olan başka bir dünya için hayaller kurmayı, hayallerimizi gerçekleştirebilmenin yollarını keşfetmeyi bir yaşam biçimi olarak birlikte yazdık yüreğimize. Silinmeyecek sevgili Mehmet Adam…”

YAŞAM ÖYKÜSÜNDEN…

1960 – 1966 yıllarında ODTÜ Mimarlık Fakültesinde lisans ve lisansüstü eğitimini tamamlayan Mehmet Adam eğitimini Amerika’da Pratt Institute’da sürdürdü. Yurda dönüşünde ODTÜ’de öğretim üyesi olarak çalışmaya başladı. 12 Mart döneminde siyasi nedenlerle bir grup öğretim üyesiyle birlikte sözleşmesi yenilenmeyerek üniversite ile ilişkisi kesildi. Bir süre TÜBİTAK Yapı Araştırma Enstitüsünde çalıştıktan sonra İngiliz hükümetinden aldığı bir bursla doktora çalışmaları için Edinburg Üniversitesine gitti. Konut konusunda yaptığı doktora çalışmasını tamamladıktan sonra 1978’de Danıştay kararı ile yeniden ODTÜ’ye döndü. 1982’de YÖK’ün 12 Eylül uygulamalarını protesto ederek üniversitedeki görevinden istifa etti. Daha sonraki yıllarda bir süre yeniden TÜBİTAK’ta çalıştı, Ankara’da gecekondu bölgelerine ilişkin kentsel projelerde görev aldı. Mimarlar Odası ve Mimarlık dergisi çalışmalarına aktif katkıları olan Mehmet Adam, 1995’te İstanbul’da toplanan Birleşmiş Milletler Habitat konferansının hazırlık komitesinde de görev aldı. 1999 depreminden sonra deprem bölgesinde ve Sapanca’da yürütülen projelere katıldı.  1999 -2001 yıllarında Kıbrıs Yakındoğu ve Doğu Akdeniz Üniversiteleri Mimarlık Bölümlerinde öğretim üyeliği yaptı.

ÖĞRENCİLERİ MEHMET ADAM’I ANLATIYOR

Mehmet Adam’ın ölümünün ardından onu en iyi tanıtan ve en anlamlı sözleri ODTÜ’de hocalık yaptığı öğrencileri söyledi.  Üniversite sonrasında Oda çevresinde, yayın çalışmalarında ve hatta özel yaşamlarında onunla dostluklarını sürdürmüş olan Ali Artun, Behiç Ak ve İhsan Bilgin’in yazıları farklı yönleri ile Mehmet Adam’ı çok iyi tanıtıyor.

Ali Artun e-skop bülten’de yayınlanan yazısında (1) mezuniyetini izleyen 1980’li yıllarda Ankara’da yakın ilişkiler içinde olduğu Mehmet Adam’ın yaşamından kesitler veriyor  ve özetle şunları söylüyor: 

“Zamanında onun ‘almaşık’ hayatlarına tutulanların çoğu, artık tamamıyla karşı kutuptaki, kentsel dönüşümün sunduğu almaşıklara kapılmış ve iktidar bloğuna taşınmışlardı. Halbuki Mehmet bir türlü ‘çağdaş’laşamadı, hep solcu ve Marksist kaldı. Ötekiler nezdinde bu, en hafifinden, ‘naiflik’ti, ‘romantiklik’ti, ‘arkaiklik’ti… Mehmet Adam hakikaten büyük adamdı. Çok güzel, çok iyi adamdı. Biricikti.”

ONUNLA BİRLİKTE BİR KUŞAK, BİR DÖNEM

Behiç Ak’ın eskop bülten’deki yazısı (2) ise Mehmet Adam’la birlikte onun öğrencisi olmuş, bir dönem onunla birlikte etkin olmuş bir kuşağı da tanıtıyor, hatta bu kuşağı yargılıyor diyebiliriz. Behiç Ak şöyle diyor:

“Dostumuz, öğretmenimiz Mehmet Adam' ın üzerimizdeki etkisi yadsınamaz. Onun ‘Almaşık Yeniden Üretim Süreçlerinde Konut Alanları’ adlı tezi piyasalaşmayı sorgulamayan mimarlık eğitimi içinde bir umut ışığıydı.

“Kendi hesabıma hem ilk gençlik yıllarımda, hem de sonrasında Mehmet Adam'dan çok şey öğrendim. Hem toplumsal, hem de kişisel hayatında alternatif arayışlar oluşturarak, alternatif yaşam tarzları ve mekân örgütlenmelerine ilişkin önerilerini açık bir dille ilk dile getiren oydu. Hayatı boyunca da böyle bir arayıştan vazgeçmedi.

KENDİNİ DUVARLARIN İÇİNE HAPSETMEDİ”

“Toplumun tutuculuklar, ‘alternatif yok ki’ler, ‘yapcak bi şey yok abi’ler, ‘işin rasyoneli bu’larla, ‘sıkıntı yok’larla örülmüş duvarlarının içine kendini hapsetmedi. Bedellerini ödemeyi göze alarak, piyasa adamı olmayı kabullenemedi. Yazılarıyla, duruşuyla hep bir örnek oluşturdu.

“Kendi kuşağımızdaki alternatif arayışları ne yazık ki çok kısa sürdü. Bazı arkadaşlarımız mimarlık ve mimarlık eğitimi piyasalaştıkça Mehmet Adam'ı dinlemeyi terk etti. Kulaklarını tıkayarak iyi ve güzel yerine ‘gücü’ tercih ettiler. Piyasa, birçok iyi niyetli arkadaşımızı hizmetine aldı. Birçok arkadaşımız tutuculaşmayı ‘büyümek’ zannetti. Mimarlığı sosyal boyutlarından kopararak ‘hiçbir şeyi sorgulamadan bina yapmak’la sınırlandırmayı doğru zannetti.

“Mehmet Adam hepimizin büyüğü olarak ‘genç ve alternatif’ kalmayı tercih etti. Onun kaybı geçiştirilecek bir kayıp değildir. Kuşkusuz bu kaybı anlamaktaki çaresizlik, yaşamında kendini duvarlar içine hapsetmiş olanların çaresizliğidir. Mehmet Adam’ın Sapanca’da bir köyün mezarına sığmayacağını biliyorum. İncelik ve zarifliği, nefret bilmezliği, tutkulu sevgisi, yorulmak bilmeyen arayışı, alternatif yaşam olabileceği inancı dünyayı terk etmeyecek.”

“MİMARLIK BİR ORGANİK AYDININI YİTİRDİ”

İhsan Bilgin’in Arkitera’da yayınlanan ve Mimarlık dergisinin Ekim 2014 sayısında yayınlanacak olan yazısı (3) “Mimarlık, Organik Aydını Mehmet Adam’ı Yitirdi” başlığını taşıyor. İhsan Bilgin yazısında Mehmet Adam için “Sadece akademisyenliği ve üniversite hocalığıyla değil, siyasi taraf alışı ve bunu akademik dünyası ile bütünleştirmesi bakımından da hepimize örnek teşkil etmişti”diyor ve onun düşünce yaşamını o dönemi etkileyen sol kuramsal birikime değinerek anlatıyor.

Mehmet Adam’ı saygı ve sevgiyle anıyoruz, oğulları Ozan ve Yiğit’e, ailesine, yakınlarına, öğrencilerine, sevenlerine bir kez daha başsağlığı diliyoruz.

* Yazıda kullanılan fotoğraflar Ersin Arısoy'un arşivinden alınmıştır.

(1) http://www.e-skop.com/skopbulten/mehmet-adam-hatirladigim-kadariyla/2042

(2) http://www.e-skop.com/skopbulten/mehmet-adam-1940-2014/2040

(3) http://www.arkitera.com/gorus/523/mimarlik-organik-aydini-mehmet-adami-yitirdi