Mutlu Kent Mi? Nerede?

Arif Şentek

Uluslararası Mimarlar Birliği UIA bu yıl “Dünya Mimarlık Günü” konusunu “Sağlıklı Kentler, Mutlu Kentler” olarak belirlemiş ve bütün üye ülkelerden bu temaya uygun etkinlikler düzenlemelerini istemiş.

Sizi bilmem ama ben bu “Mutlu Kentler” lafına fena takıldım. Baştan “Mutlu kent yoktur” diye kestirip atmak mümkün. Aslında UIA belirlediği temanın nasıl ele alınmasını beklediğini anlatan kısa bir açıklama da yayınlamış. Ama açıklamada yok yok. “Sürdürülebilirlik”, “iklim değişikliği”, “enerji kullanımı” gibi günümüzün her derde deva kelimeleri arka arkaya sıralanmış.

UIA açıklamasında, mimarların kentsel peyzaj ve kentlilerin refahı üzerinde kritik bir rolü olduğu, yaşamı canlı kılabilecek güce sahip olduğu, düzensizlikleri önceden fark ederek parçalanmayı önlediği filan yazıyor. Açıklamayı yazanlar herhalde bu söylediklerine inanıyorlardır. Ama acaba açıklamayı Türkçeye çevirerek Mimarlar Odası örgütlerine dağıtan ve Dünya Mimarlık Gününü bu bağlamda kutlamalarını isteyenler de bu zırvalara inanıyor mu?

Bölgemizde, ülkemizde, kentlerimizde olup bitenlere bir kere daha bakalım. “Mutlu kentler”den söz etmemiz mümkün mü? İsrail’in taş taş üstünde bırakmadığı, çoluk çocuk demeden binlerce kişiyi öldürdüğü Gazze kentlerinde yaşamaya çalışan Filistinliler için mutluluk ne anlama gelir? Güneydoğu sınırımıza komşu topraklarda kentleri yıkılan,  evleri yağmalanan, tecavüze uğrayan, güç bela canını kurtararak Türkiye’ye sığınmaya çalışanları görmezden gelerek bir kutlama yapabilir miyiz?

Ülkemizdeki duruma bakarsak, yağmacı kapitalizmin hukuk dışı uygulamalarıyla “dönüştürülen” kentlerimizde yaşananları “mutluluk” olarak yorumlayabilir miyiz? İstanbul Mecidiyeköy’de 32. kattan düşerek iş cinayetine kurban gidenlerin canları bahasına yükselen kulelere bakarak neyi kutlayacağız?  Böylesi bir ortamda kutlamanın lafı bile edilemez. UIA’nın “mutlu kentler” söylemi zaten Mimarlar Odasının yıllardır sürdürdüğü mücadeleci söyleme ters düşüyor.

Üye ülkelerin mimarlık meslek örgütleri UIA üst yönetiminin her dediğini yapması gereken alt birimler değildir. UIA üst yönetiminin dediklerine karşı çıkılarak da UIA ile bağlar sürdürülebilir. Önemli olan kendi mücadeleci söylemimizi hem ülkemizde hem de uluslararası düzeyde etkin kılabilmektir.

Günümüz koşullarında mimarlar, Dünya Mimarlık Gününü bir “Birlik ve Mücadele” gününe çevirmelidir. Yapılacak etkinliklerde ana tema; “Kentlerimizi ve yaşamı yağmalayan politikalara ve iktidarlara karşı direnişe devam” olmalıdır.