Mogan ve E(y)mir Göllerinin Durumu ile İmrahor Vadisi

Ahmet Demirtaş*

İl sınırları içinde çok sayıda gölü olan ve şanslı olarak nitelendirilebilecek illerden birisidir Ankara. Baraj ve göletleri ekleyecek olursak sayının daha da artacağını söyleyebiliriz. Günümüzde Başkent sınırları içinde kalan göllerden iki tanesi Mogan ve E(y)mir gölleridir. Bu göller ve vadi uzun bir koridor oluşturarak hava akımını düzenletme, kirli havanın uzaklaştırılması işlevini görmektedir. Ayrıca Başkent Ankara’ya güzellik katmaktadır. Mogan ve Emir gölleri taşıdıkları bu ekolojik ve biyolojik değerleri nedeniyle 22.10.1990 tarih ve 1117 Sayılı Bakanlar Kurulu Kararı’nın 21.11.1990 tarihinde Resmi Gazete ile yayınlanması sonucunda Özel Çevre Koruma Bölgesi olarak ilan edilmiştir. Gölbaşı 1/25.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı ise 31.8.1992 tarihinde onaylanmıştır.

Mogan Gölü: Yüzey alanı 561.2ha, ortalama derinliği 3-5 m olan göl Gölbaşı İlçesi içinde yer almaktadır. Denizden yüksekliği 972 metredir. Göl havzasının yapılaşması ve gölü besleyen derelerin getirdiği çamur nedeniyle göl giderek sığlaşmaktadır.(Anonim, 1994)

Emir gölü: 1992 yılında bile adı Emir olarak geçmesine karşın son yıllarda Eymir denmesi şaşırtıcıdır. Yüzey alanı108,8 hektar ve ortalama derinliği 6-10 metre olan göl Çankaya ilçesi sınırlarında yer almaktadır. Denizden yüksekliği 969 metredir. Mogan Gülü’nden akan suyla beslenmekte olup, iki göl arasında 3 metre kot farkı bulunmaktadır. Her iki gölün de 1900’lü yılların başında oluştuğu sanılmaktadır. (Anonim, 1994) İki göl ve çevresinde yer alan sulak alanlar kuş ve balık türleri yönünden varsıldır. 1960’lı yıllardan başlayan ağaçlandırma ve erozyon önleme çalışmalarının sonucu olarak bu göle taşıntı önlendiğinden gölün dolması engellenmiştir. Buna karşın Mogan ile Emir arasındaki dere ve çevresi ise her türlü pisliğin atıldığı bakımsız ve kirli durumdadır.

Emir Gölüne bakan yamaçlarda Kasım 1960 tarihinden başlayan ağaçlandırma çalışmasında(Atatürk Ormanı) karaçam, sedir, dişbudak, akçaağaç, badem, iğde gibi ağaç türleri dikilmiştir. Ağaçlandırmaya koşut olarak yapılan sekileme ve taşkın havuzu oluşturma çalışmaları sonucunda göle gelen taşıntı miktarı yok denecek düzeye indirilmiştir.

Doğuda TRT, batıda Konya Yolu, kuzeyde Oran Yolu, güneyde ise gölü çevreleyen ağaçlandırma olanı olmak üzere gölü de içine alan 1088.5844 hektar genişliğindeki bölge ODTÜ 3 Ormanı olarak tescil edilmiştir. 1997 yılında başlayan Orman Kadastro çalışmalarıyla belirlenen orman sınırları 25.4.2002 tarih ve 24736 Sayılı Resmi Gazete’de yayınlanarak kesinleşmiştir.  17.10.1997 tarihli Kadastro Tutanağı (sayfa: 47-48) “ODTÜ ile Orman Genel Müdürlüğü arasında yapılan protokol yapıldığını ve Madde 6/c : Her ne şekilde olursa olsun ağaçlandırılmış bu sahalar başka bir gayeye tahsis edilemeyeceği şeklinde kesin hükümler koymuş” olduğunu belirtmektedir.  

Emir Gölü’nden sonra akışa geçen suyun izlediği vadi İmrahor Vadisi olarak adlandırılır. Mühye, İmrahor ve Türközü’ne ulaştıktan sonra İncesu adını almakta, Kurtuluş Parkı ve Sıhhıye’den sonra Ankara Çayı’na karışmaktadır. İmrahor Vadisi verimli toprağı ile çeşitli tarımsal ürünlerin yetiştirildiği bir yerdir. Yakın zamanlara değin tarımsal etkinliklerin yapıldığını biliyoruz.

Vadi yamaçları ve Elmadağı ormandan yoksun, yaban bademi, cehri, karaçalı, kadıntuzluğu, boruk vb. çalı türlerinin seyrek olarak yetiştiği, geriye kalan yerlerin ise bozuk bozkır durumundadır. Bu nedenle yağan yağmur yüzeysel akışa geçmekte ve şiddetli erozyon yaşanmaktadır.  Ankara’daki yapılaşmanın yoğun olduğu dönmelerde Mühye- İmrahor arsındaki tarım arazileri bölgede kurulmuş olan tuğla ve kiremit fabrikalarıyla onların toprak gereksinmesi için talan edilmiştir. Bu fabrikaların çoğu günümüzde kapanmış olsa da çalışanları bulunmaktadır. Toprak alındıktan sonra oluşan derin çukurlar suyla dolmuş ve gölcükler ortaya çıkmıştır. Bu şekilde oluşan çok sayıda gölcük bulunmaktadır. Tuğla fabrikalarının atıkları ise çevreyi bütünüyle perişan etmiştir. Vadi bakımsız, sahipsiz darmadağın duruma getirilmiştir. Her türlü çöpün, inşaat artığı ve yıkıntının dökülmüş olduğu görülmektedir.

Hatip Çayı Ve İncesu Derelerinin taşması sonucu Ankara’da 1957 yılında büyük sel yıkımı yaşanmıştır. Bentderesi yakınlarında gecekondularda yaşayan çok sayıda yurttaş yaşamını yitirmiştir. Yaşanan bu yıkım sonrasında sellerin önlenmesi bağlamında İmrahor Vadisi, İncesu Vadisi ve Hatip Deresi (Hasanoğlan yakını) çevresinde ağaçlandırma yapılması kararlaştırılmıştır. İzleyen yıllarda Kırkkonaklar, İmrahor, Mühye çevresinde sekiler yapılmış, badem ve karaçam ağaçlandırmaları gerçekleştirilmiştir. Bu çalışmalar kısmen yapılmıştır. Erozyonun önlenmesi ve sel tehlikesinin tümüyle ortadan kaldırılabilmesi için havzanın bütününü kapsaması gerekirdi. 

            Sermayenin kar hırsını tatmin etmek amacıyla hoyratça kullanılmış olsa da, İmrahor Vadisi Ankara için çok önemlidir. Şu andaki olumsuzluklar giderilerek hem güzel bir görünüme kavuşturulabilir hem de toplumun ortak gereksinmeleri gerçekleştirilebilir. Yapılmaması ve asla düşünülmemesi gereken şey ise; buranın yapılaşmadır. Buranın yapılaşmaya açılması Başkent Ankara’nın geleceğini karartmaktan başka bir şey değildir.

SONUÇ

Özel Çevre Koruma Bölgesi (ÖÇK) konularında yetki Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na verilmiştir. Mogan Gölü çevresinde gün geçtikçe yoğunlaşan yapılaşma kimsenin dikkatinden kaçmamaktadır. Öte yandan göl çevresindeki sazlıkların sökülmesi ve çeşitli yapıların ortaya çıkması sonucunda göl neredeyse büyük bir havuza dönüşmüştür. ÖÇK bu girişimleri görmezden gelmiştir. Son aylarda ilgili Bakanlığın Emir gölü ve çevresini Ankara Büyükşehir Belediyesine verilmesi doğrultusunda çalışma yaptığı duyumu alınmaktadır. Böyle bir kararın alınması durumunda Emir Gölü ve çevresindeki ormanda yapılaşma başlayacağını söylemek kahinlik değildir. İlgili belediyenin AOÇ’de yaptıklarına bakmak, burada ne yapacağını görmek açısından yeterlidir. Böyle bir yola gidilmesi asla düşünülmemelidir. Zaten böylesi bir girişim hukuka, Anayasa’ya ve yapılmış olan protokola aykırıdır. Öte yandan İmrahor Vadisi’ne bakan erozyon ve kayma riski yüksek dik yamaçlara otel yapılması girişimi Başkente halka karşı yapılmış doğrudan saldırı niteliğindedir. Sermayenin çıkarı, daha fazla karı için her şeyi yaparım, hukuku dinlemem, toplumun geleceğini düşünmem demektir. Ama yağma yok!

Yapılması gereken: Ankara halkının bu göllere geliş gidişlerini sağlamak üzere her toplu taşıma araçlarını yönlendirmek olmalıdır. Dar gelirli insanların kolayca gelmesi ve geri dönmesini sağlamak için her semtte bu göllere sık işleyecek biçimde otobüs seferleri düzenlenmelidir. Bu belediyenin başta gelen görevleri arasındadır. 

*Kırsal Çevre ve Ormancılık Sorunları Araştırma Derneği Üyesi

Kaynakça:

Özel Çevre Koruma Bölgesi GÖLBAŞI, ÖÇK Başkanlığı yayını, Ankara, 1994.