Mümkün Olmayan Bir Mimarlıkta Var Olma Yöntemleri

Mesut Dinler

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, güçlendirme projesinde çalışan işçiler. Eylül, 2013.  

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, güçlendirme projesinde çalışan işçiler. Eylül, 2013.

 

Giriş

Mümkün olmayan bir mimarlıkta var olmanın bir yöntemi olamaz.

I

2006’da, hevesi henüz bu kadar körelmemiş bir mimarlık öğrencisi olarak staj yaptığım ofisin üç patronundan biri, tüm ofis çalışanlarının dört gözle beklediği öğle yemeği sırasında  en içten haliyle merakını hepimizle paylaşmıştı: “Mimarların ne işi var 1 Mayıs’ta?”. İşçiden ziyade patron olmasından da öte, gerçekten algılayamıyordu bunu. Bu samimi gözlemi masanın başındaki bazılarının midesini bulandırıp, dört gözle bekledikleri öğle arasını sevimsizleştirse de, kendisine hak verenler de vardı. Patronumuzun 1 Mayıs ve mimarlar konusundaki kafa karışıklığından ziyade –böyle şeyleri anlamadığı daha önce de olmuştu- benim için asıl şaşırtıcı olan, hak verenlerden birinin, bana ofisle ilgili tüm dedikoduları aktaran çalışanlardan biri olmasıydı. Daha geçen yıl yarışmaya proje teslim ederlerken fazla mesai ücretleri için topluca patronla konuşmaları, sigortası yatmadığı ortaya çıkınca patronla tartışıp işten atılan mimarı, geçen yıl çalışan stajyerlerin itirazı sonucu o sene stajyerlere öğle yemeği verilmesine karar verilmesini... Tüm bu dedikodulardan daha ikinci haftada haberim olmuştu.

Üç patronumuzdan ikincisi tüm yemek boyunca telefonuna odaklanmıştı. Üçüncüsü ise birinci patronumuza karşı çıkan tek kişiydi masada. Kimsenin öğle arasını birinci patrona laf anlatmaya çalışarak, sinir harbi içerisinde geçirmeye niyeti yoktu. O yüzden bu görevi üçüncü patron üstlenmişti. Üçüncü patrona göre “mimar her koşulda işçi” idi. Tüm yemek boyunca tartıştılar.

II

“Hadid, Katar’daki Al-Wakrah Stadyumu’nun Londra’da yaşayan Irak asıllı meşhur mimarı, göçmen ölümlerinin önemli bir mesele olduğunu ama bunun Katar hükümetinin problem olduğunu söyledi.  Hadid “İşçilerle bir alakam yok” dedi. “Bence bu, eğer ortada bir sorun varsa, hükümetin üstlenmesi gereken bir sorun. Umarım bu şeyler çözülecek

 

Al-Wakrah Stadyumu inşaatinda çalişan işçiler (http://deepcor.com/news/1133/qatars-2022-world-cup-could-cost-4000-lives) [1]    

Al-Wakrah Stadyumu inşaatinda çalişan işçiler (http://deepcor.com/news/1133/qatars-2022-world-cup-could-cost-4000-lives) [1]

 

 

Kaygı duyup duymadığı sorusu üzerine Hadid şöyle devam etti: “Evet, ama Irak’taki ölümlerle ilgili daha da çok kaygılanıyorum, ne yapayım bu durumda? Hafif bir sorun gibi görmüyorum ama bence Hükümet ilgilenip çaresine bakmalı. Bir mimar olarak benim görevim değil.Bu konuyla ilgili bir şey yapamam çünkü bir şey yapabilecek gücüm yok. Bence bu dünyada her yerde olan bir problem. Ama, dediğim gibi, tüm dünyada noksanlıklar var”.[1]

III

“Ben ikide bir söz alıp, belediye yetkilileriyle sürtüşme içine girince en sonunda şu soruyu sordum, dedim ki şunu mu demek istiyorsunuz? 'ey insanlar siz öyle bir yerde oturuyorsunuz ki, burası bir dünya mirası, harika bir yer, siz burayı hak etmiyorsunuz, siz buraya oturmaya müktedir de değilsiniz, o yüzden biz buranın değerini bulması için bir proje yapacağız, siz gidip artık nerede oturursanız oturun, Halkalı Çöplüğü'ne mi gider yer alırsınız, ne yaparsınız bu bizi ilgilendirmiyor ama yeni projeden sonra bizim çocuklar gelecek burada oturacaklar, bunu mu demek istiyorsunuz? Bu projeden anlaşılması gereken bu mudur?' deyince ortam birden bire gerildi, soğuk bir hava esti salonda.”[1]

Yeniden Giriş

‘Mimarların 1 Mayıs’ta ne işi var?’. Bu soru belki hala ilk patronumun kafasını kurcalayan bir sorudur. Ancak, bu sorunun yüzlerce cevabını göremeyenlere laf anlatmaktan daha başka bir niyetle yazıldı bu yazı. Başka bir soru için: 1 Mayıs’a giderken kim olacağız?

Eğer mimar olacaksak Zaha Hadid’in dünyanın en önemli mimarlarından biri olduğunu nasıl unutacağız? Günümüzdeki güç ilişkileri içerisinde mimarlık üretilirken, en güçlü mimarların ‘ölüm’ü umursayacaklarına inanmanın naifliği bir yana, bu ilişkiler ağına karşı çıkmadan ölümlere isyan edebilecek miyiz?

Eğer mimar olacaksak, Emre Arolat gibi mertlikle belediyeye kafa tutup, bilmem kaç milyon dolarlık Çalık Holding projeleri toplantılarında yerinden edilenlerin hakkını savunacaksak; bu güce ulaşmak için kaç tane mimarın emeğini sömürmemiz gerektiğini, kaçını fazla mesailere zorlayıp kaçını birbirine kırdıracağımızı, kaç kişinin geleceğini umursamamamız gerekeceğini –sigorta asgariden, maaşın üstü elden- kendimize sormadan edebilecek miyiz?

Benim üçüncü patronum –ki kendisi ODTÜ’den beri hiçbir 1 Mayıs’ı kaçırmamakla övünür- geçen yıl işten attığı mimarları, fazla mesaiye zorladığı elemanları, yemeğini bile karşılamadığı stajyerleri aklına getirmeden edebilecek mi? Bana ofis olaylarını aktaran güzel arkadaşım, patronumuza yaranmaya çalıştığı anları unutabilecek mi?

Güç ilişkilerin en insani hissi bile tanımadığı bir üretim sisteminde, mimarlığın mide bulandıran ilişkilerle üretildiği bir dünyada, ne vicdanlı bir mimar, ne vicdanlı patron olmanın mümkün olmadığı bir dünyada kim olarak yürüyeceğiz?

Eğer bu dünyada insan olabileceğimize, mimar olabileceğimize inancımız varsa kim ile kime karşı yürüyeceğiz?

Başka bir dünyaya inanmıyorsak, bunun mümkünlüğüne inancımız kalmadıysa nasıl yürüyeceğiz?

 

Notlar:

[ 1 ] (daha detayli bilgi icin: http://gu.com/p/3j2h4)

[ 2 James  Rıach’ın 25 Şubat 2015’te The Guardıan’da yayınlanan Zaha Hadid defends Qatar World Cup role following migrant worker deaths makalesınden bir parça. (yazar tarafıncan çeviri).

[ 3] Emre Arolat’ın Fener-Balat-Ayvansaray Yenileme Projesi Üzerine açıklaması. http://v3.arkitera.com/h46956-fener-balat-ayvansaray-yenileme-projesi-uzerine.html 9 Kasım 2009.