Categories


Authors

Toplumsal Bir Çatışma Aracı Olarak: "TOMA"

Toplumsal Bir Çatışma Aracı Olarak: "TOMA"

   Kaynak:       Dipnot.tv

Kaynak: Dipnot.tv

Sosyal çatışmaların ve şiddetin en can alıcı araçlarından biri olan ‘Toma’lar,hiç kuşkusuz insan belleğine kazınan önemli ‘silah’lardan sedece bir tanesi.Türkiye’de,Gezi Park’ı olaylarından sonra çeşitli ihalelerle yurtdışına Toma üretimi yapılabileceğini¹ ve biber gazına harcanan bütçeleri² bilmesek polisin bu evrensel şiddetine karşılık gelen ‘’yeni bir pazar mı oluşuyor?’’ sorusu ve Funambulist.nette yer alan Weaponized Design///The Water Cannon:A Weapon and A Marker Against a Social Contract"(Silahlandırılmış Tasarım///Toma:Toplumsal Dayanışmaya Karşı Silah ve İşaretleyici) başlıklı haber bir kez daha kanımızı dondurmayacaktı.

Funambulist.net’te yer alan haber iki ay önce Londra Belediye Başkanı Boris Johnson’ın Londra Polis’inin isteği üzerine Toma’lar için hem politik hem de finansal olarak destek verebileceğinin ilanıyla başlıyor.Yazı’da polis’in evrensel ordulaşma gücüyle olabilecek yeni bir kapitalist pazarla ilişkilendirilmesinden çok;kullanılan bu silahların satıcı,bilimsel uzmanlar ve insan hakları ihlalleri ile bu silahların insan bedeni üzerinde bıraktığı izlerWhite-washing the water cannon: salesmen, scientific experts and human rights abuses(Toma:satıcı,bilimsel uzmanlar ve insan hakları ihlalleri) adlı yazıda farklı ülkelerden örneklerle açıkça verilmekte.

Geçtiğimiz yıl Taksim/Gezi Park’ı olaylarını da ele alarak aktarılan yazı’da polis’in Toma’larla sıklıkla uyguladığı şiddet ve en önemlisi hedef alınan insan bedenleri üzerindeki yanmalara sebep olan kimyasal su kullanımının altı çiziliyor.İçeriği değiştirilerek kullanılan suyun kamusal mekanın kontrol’ünü sağlamak için paradigmatic(modelsel) bir irade olması Funambulist.net yayınlarından biri olan Philippe Theophanidis’inCaught in the Cloud: The Biopolitics of Tear Gas Warfare. (Göz Yaşartıcı Gaz Savaş’ının Biopolitikası) isimli yazısıyla  da destekleniyor.

Bununla birlikte daha ilginç olanı ise;Feigenbaum’un makalesinde açıkça belirttiği Türk Polisi tarafından kullanılan kimyasal suyun nasıl ‘’daha az öldürücü’’ olmasına ilişkin,polis’in bunu belirtilen kurallar çerçevesinde kullanmadığı ve aslında daha az öldürücü olarak kabul edilen elektroşok silahlar ve plastik mermilerin polis’in hevesle ve isteyerek kullanması sonucu insanların ölümüne ve ciddi yaralanmalara neden olduğu ifade edilmektedir.

Yazının devam eden bölümünde;Güney Afrika,Hindistan,İsrail,Güney Kore,Uganda,Bangladeş ve Macaristan’da kullanılan ‘’dyed water’’ yani ’boyalı su’’yun etkilerinden ve ıslak vücuda uygulandığında insan bedenini nasıl hedef haline getirdiğinden bahsediliyor daha da kısa özetlemek gerekirse; boyalı suyu açık renkli kıyafetlerin üzerine uyguladığınızda başkalarından ayırt etmeniz oldukça kolaylaşıyor ve kişi direk hedef haline geliyor;bunu da Kiev’de Maidan meydanlarındaki işgalcilere gönderilen çirkin yazı mesajı ile özetlemek mümkün:

 ’'Sayın abone,kitlesel rahatsızlıkta katılımcı olarak kayıtlısınız’’

sonuç olarak ıslak veya kuru bedeniniz bir ‘isyancı’ olarak işaretleniyor ve baskıcı güçlere karşı ayrıcalıklı bir hedef haline getiriliyorsunuz(!).Tüm bu anlatılanlarla birlikte insanoğlu üzerindeki bu aşağılayıcı temsiliyeti elbette ki kabul etmek/tartışmamak mümkün değil.

Bu bağlamda, bireyler arasında hiç bir beden ayırt etmeksizin ya da kitlesel olarak kullanılan bu silahlar kesinlikle meşru olarak kabul edilmemekte ve temelde insanların meydanlarda kanunsuz olarak bir araya geldikleri kabul edilse bile davranış biçimleri arasındaki farklılıklar gözetilmeksizin belirli otoriteler tarafından bütün bedenlerin hedef haline getirilmesi ise bir paranoya olarak değerlendiriyor!

Kentleşme Politikası, Artık Ekonomi Politikasıdır

Fezlekeler ve İmar