Hamburg'da Yaşananları Gezi Üzerinden Okumak

ROTE FLORA: "Tehlikeli Bölge" - Davutoğlu: "Endişe ile izliyoruz"

Almanya’nın Hamburg kentinde bir başka “Gezi” direnişi yaşanıyor. Kentsel dönüşüm politikaları, yoksulların kent merkezindeki evlerinden uzaklaştırılması ve bu bölgelerde uygulamaya girişilen“soylulaştırma” projeleri kent halkının yoğun tepkilerine neden oluyor.

Neoliberal kent politikaları Hamburg’da öncelikle dar gelirlileri, yoksulları, göçmen işçileri, sığınmacıları ve kentteki Türkiye kökenli işçi ailelerini vuruyor. 

1835 yılında inşa edilmiş bir tiyatro binasını 25 yıldır Rote Flora adını verdikleri alternatif bir kültür merkezi olarak kullanan sol grupların binadan zorla tahliyesi, kentsel muhalefeti tetikledi. Polis kitlesel direnişi zor kullanarak bastırmaya çalışıyor. 21 Aralık akşamı binlerce gösterici polisle çatıştı. 500 gösterici ve 170 polis yaralandı. Hamburg eyalet hükümeti çareyi kentin 3 semtini “tehlikeli bölge” ilan etmekte buldu. 

"Tehlikeli Bölge" Uygulamasına Tepkiler ve Davutoğlu

Almanya’daki “tehlikeli bölge” uygulaması, bizim günlük yaşayışımızda neredeyse kanıksadığımız, bize pek yabancı gelmeyen bir uygulama.  “Tehlikeli bölge” ilan edilen alanlarda polis, somut bir tehlike veya tehdit olmasa da kimlik sorabiliyor ve ayrıca şüphelendiği kişileri gerekli ön işlemleri yapmaksızın gözaltına alabiliyor. Alman yasalarına göre polisin olağan koşullarda böyle bir yetkisi yok. Dolayısıyla “tehlike bölge” kararı ve kent içinde yoğunlaşan polis baskısı demokratik kamuoyu tarafından tepkiyle karşılandı. 

Hamburg’daki “tehlikeli bölge” uygulamasına tepki gösterenlerden biri de Dışişleri Bakanımız Davutoğlu oldu. Uygulamayı “kaygı verici bulduğunu” belirtti ve “özgürlüklerin tüm Avrupa’da olduğu gibi Almanya’da da evrensel standartlarda kullanılması önem taşıyor. Gelişmeleri kaygıyla takip ediyoruz” dedi. 

Yani Davutoğlu “evrensel standartları bilmiyorsanız bizden öğrenin” demeye getiriyor. Aslında böyle bir tepkinin gerisinde “Gezi Direnişi” yatıyor. İktidarın Gezi olayları sırasında yaptıklarına meşruiyet kazandırmanın ve o zaman Türkiye’deki duruma tepki gösteren “dış odaklar”a. “ama bakın siz de yapıyorsunuz” demenin farklı ve ironik bir anlatımı. Ama neresinden bakarsanız bakın tam bir kara mizah örneği.

Türkiye'li İşçiler Anlatıyor...

Polise özel yetkiler veren uygulamanın, söz konusu bölgelerde yaşayan herkesin potansiyel suçlu olarak damgalanması anlamına geldiğini söyleyen Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu DİDF, bu uygulamanın bir an önce kaldırılmasını istedi. Türkiyeli işçilerin örgütü DİDF, olayın sadece Rote Flora’nın tahliyesi ile sınırlı kalmadığını, daha genelde Hamburg’da kentsel yağmaya direnenleri baskı altına almaya yönelik olduğunu vurguladı. DİDF’nin bu konudaki açıklamasında özetle şu görüşler yer alıyor. 

“Hükümetin asıl derdi; Hamburg’da halkın özelleştirme ve kentsel dönüşüm adı altında kamu kaynaklarının yağmalanmasına karşı gösterdiği tepkiyi bastırmaktır. Kentimizde kurulan birçok halk inisiyatifi, özelleştirmelere ve kentsel dönüşüm adı altında rant sağlamak için yoksulların yaşam alanlarına müdahale edilmesine karşı tepki gösteriyorlar; ‘Bu şehir hepimize aittir’ diyorlar.

“Bir başka neden de, göçmenlere yönelik anti-demokratik politikalardır. Kısa bir süre önce Lampedusa üzerinden gelen sığınmacılara insanca barınma ve oturum hakkının verilmesi için düzenlenen eyleme 20-25 bin kişi katılmıştı. Daha sonra 5 bin lise öğrencisi göçmen hakları konusunda okul boykotu yaparak tepkilerini gösterdi.

 “Altona ve çevresinde yoğun bir kentsel dönüşüm politikası uygulanıyor. 1989’dan bu yana sol grupların kullandığı Rote Flora Kültür Merkezi’nin bir yatırımcı firmaya peşkeş çekilmek istenmesi de bu rant politikasının bir devamı oldu.

“Provokasyonlarla bir kaos ortamı yaratılıyor ama olayların arkasındaki asıl gerçek, bu semtlerdeki yoksul işçi ve emekçilerin dışlanarak, bu bölgelerin sermaye sahiplerine peşkeş çekilmek istenmesidir.

“Ancak bu semtin sakinleri ve demokrasiden hukuktan, özgürlüklerden yana kişi ve kurumlar polis baskına ve kentsel dönüşüm yağmasına karşı çıkıyor, hak ve özgürlüklerinin çiğnenmesine tepki gösteriyorlar.

“Bütün bunlar, yıllardır bu semtlerde yaşayan biz Türkiye kökenli insanları da doğrudan ilgilendiren ve etkileyen olaylardır. Bu semtin sakinleri olarak bizleri de hakları, hukuku ve geleceği baskı altına alınmaktadır. 

“Bu şehir hepimizin’ diyor ve ‘tehlikeli bölge’ uygulamasının bir an önce sona erdirilerek, olağanüstü polisiye önlemlerin kaldırılmasını; kamu kaynakları ve değerlerinin sermaye çevrelerine peşkeş çekilmemesini; yoksulları dışlayan kentsel dönüşüm planlarının ve sosyal kısıtlamaların durdurulmasını talep ediyoruz.”


Not: Konuya ilişkin ayrıntılı bilgi için bu haberin derlendiği şu kaynaklara bakabilirsiniz:

  • http://didf.de/?p=3552
  • http://www.bbc.co.uk/turkce/haberler/2014/01/140108_hamburgda_ne_oluyor.shtml
  • http://www.radikal.com.tr/dunya/davutoglu_almanyadaki_gelismeleri_kaygiyla_takip_ediyoruz-1170070