Doğa Tahribine, Kentsel Rant Yağmasına, Emek Sömürüsüne, Savaşa Baskı Ve Zulme Karşı Meslek Odaları Sermaye Hükümetlerinin Korkulu Rüyası: TMMOB

Yavuz Önen

24.08.2013

Gezi İsyanı

Gezi olayları, meslek odalarının yarım asırlık uğraşlarını ve mücadelelerini daha anlaşılır ve görünür kıldı. Toplumun büyük kesiminde bu anlaşılırlık ve görünürlük bilinçli bir sahiplenmeye de yol açtı. 1970 yılında Sekreter üyesi olduğum Mimarlar Odası Ankara Şubesi Yönetiminin neden İstanbul Ümraniye’deki kolera salgını üzerine açıklama yaptığını ve bildirinin başlığı olarak neden HALKIMIZA hitabını koyduğunu şimdilerde daha kolayca anlayabiliriz, anlatabiliriz. Gezi isyancılarının sahiplendiği bu örnek tüm odalarımız ve günümüze kadar uzanan zaman süresi için geçerlidir. Bu nedenle meslek odalarımızın yarım asırlık serüvenine dair hafıza tazelemesi yapmak gerekli gibi gözüküyor. 

60’lı Yıllar

1954 yılında çıkarılan TMMOB yasasıyla kurulan teknik meslek odaları altmışlı yılların başından itibaren toplumla ve kurulu düzenle ilişkilerini de konumunu belirlemeye netleştirmeye başladı. Bu yıllarda hem Türkiye hem dünya önemli gelişmelere sahne oldu. Türkiye’de hızlı ve yüksek nüfus artışı, kırdan kente yoğun ve sürekli göç kentlerin nüfusunu ve fiziki görüntüsünü hızla değiştiriyordu. Dışa bağımlı ara sanayi büyüyor, kent merkezleri yıkılıp yeniden inşa ediliyor varoşlarda gecekondulaşma kamu arazileri işgal edilerek hızla yayılıyordu. Türkiye kendine özgü kapitalistleşmeyi kent toprakları üzerinde temellendiriyordu. Bu temellendirme; yürürlükteki yasaları, bilimi, tekniği ve mühendislerin mimarların, şehir plancılarının kurallarını, mesleki ahlakı göz ardı ederek, ezip geçerek gerçekleşiyordu. Meslek odaları altmışlı yıllarda bu gelişmelere karşı durdu.  Mimarlar Odası Toplum Hizmetinde sloganı bu dönemde dile geldi.  Bu nedenlerle TMMOB kamuoyunun hafızasında hep muhalif bir odak olarak yer aldı.

Muhalefette Geniş Yelpaze

TMMOB, dışa bağımlı sanayileşmeyi, teknik hizmet ithalini, sanayileşmiş ülkelere yönelen beyin göçünü, madenlerimizin ve her türden kaynaklarımızın yağmalanmasını teşhir etti, karşı görüş ve öneriler üretti. Emperyalist enerji projelerini reddetti. Otomotiv sektörünü ve karayolu ulaşım stratejisini ülke gerçeklerine uygun bulmadı. Şehirlerarasında; demiryollarını, denizyollarını, kent içinde; toplu taşımı savundu. Özel yüksek okullara ve paralı eğitime kararlı bir karşı duruş sergiledi. Özerk ve demokratik üniversite mücadelesinde yer aldı. Politikacıların prestij yatırımlarına hayır dedi. Birinci İstanbul boğaz köprüsüne öncelikli bir ihtiyaç olmadığı kentsel ulaşım sorununa çözüm getirmeyeceği ve yeni köprü inşaatlarına yol açacağı nedenleriyle itiraz etti (Günümüzde 3. Köprünün gündeme girmesiyle bu itirazın ne kadar haklı olduğu anlaşılıyor.) Kent topraklarının kamulaştırılmasını savundu. Çarpık kentleşme gündeminden düşmedi. Sahillerin yağmalanmasına karşı mücadele verdi. Doğal ve tarihi çevrenin korunmasını savundu. Bu alanlara yönelik talana ve tahribata yüksek sesle itiraz etti. Sağlıklı çevrede yaşama hakkını dile getirdi savundu. Sosyal politikaları geliştirdi. Sosyal konut politikaları geliştirdi. Çalışanların- işçi sınıfının yanında yer aldı. Toprak reformunun, köylülerin toprak mücadelesinin yanında saf tuttu. Ülke tarım ve hayvancılığının gelişmesi için öneriler sundu. Kırsal üretim alanlarında da kooperatifleşmeden yana oldu. Devrimci yerel yönetim modellerini geliştirdi. Kamusal alanda üretimin tasfiye edilmesine çalışma alanının taşeronlaşmasına,  petrol üretim- rafineri ile enerji üretim iletim dağıtımının, haberleşme sistemlerinin özelleştirilmesine hayır dedi.  Olağanüstü hal rejimlerini, Devlet Güvenlik Mahkemelerini reddetti. Kamu çalışanlarının grevli toplu sözleşmeli sendikal hak mücadelesinde uğraş verdi.  Temel hak ve özgürlüklerin savunusu sürekli gündemindeydi ve “Demokratik Türkiye” dedi. Emperyalist hegemonyaya ve sömürüye karşı “Bağımsız Türkiye” dedi. Militarizme ve darbelere karşı durdu. Kürt halkının özgürlük taleplerinin demokratik yöntemlerle ele alınmasını savundu. “Barış” dedi. Meslek odalarımızın bu devrimci demokrat ve emekten yana mücadelesi, zamana ve koşullara bağlı olarak hızı ve etkisi değişse de hiç değişmedi ve sürekli oldu. Özetle ve eksik olarak anlatmaya çalıştığım bu uğraş, doğal olarak egemenlerin hoşuna gitmeyecekti ve TMMOB yok edilmek istenecekti.

Son Yarım Yüzyılın Çapulcuları

Bu mücadele, salonlarda sokaklarda meydanlarda örgütlü on binlerce üyesinin ve yöneticisinin özverili kararlı eylemleriyle gerçekleşti.  Bu uğurda can verenlerimiz oldu. İdari baskılarla sürülen, görevinden alınanlar, işsiz kalanlar cezalandırılanlar oldu. Yargılanan ceza alanlarımız oldu. Geçmişte de politik olarak hedef alındı TMMOB kapatılmak istendi, başarılamadı. Her askeri darbeden sonra yapılan yasal düzenlemelerle görev ve yetki alanları kısıtlandı. Üyeleri faşist saldırılara uğradı, binaları bombalandı. Üyeleri ve yöneticileri geçen yüzyılın ‘çapulcularıydı’. Onlara selam olsun! Gezi isyanında TMMOB üyelerinin ön saflarda olması rastlantı değildir.  Gezi alanında ve Türkiye coğrafyasının hemen her yerinde isyancılar TMMOB’nin yıllarca savunduğu görüş ve ilkelere sahip çıkmıştır. TMMOB milyonlarca insana dönüştü, artık yalnız ve öteki değildir. 

Tarih Tekerrür Etti

TMMOB, son on yılda da kentsel rant projelerine ve kentsel dönüşüm stratejisine karşı durdu. Etkili oldu. Yargı kararlarıyla kentsel alanlar üzerinden planlanan bir soygun ve çevre tahribatı furyasını yer yer durdurmayı başardı. Bu başarı Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Şehircilik Bakanlığı’nı ortaklaşa olarak TMMOB’yi etkisizleştirme çalışmasına yöneltti. Yakın geçmişte TBMM’de onaylanan bir yeni düzenlemeyle Odalarımızın mesleki faaliyet alanları ile üyelerinin mesleki yetkileri ve hakları budandı, kısıtlandı. Telif hakkı ortadan kaldırıldı. Ehil olmayana mühendislik, mimarlık yapma hakları getirildi. AKP, kendi oluşturduğu Koruma Kurullarına da tahammül edemedi onları da saf dışı bıraktı. Yerel yönetimler için de benzer bir düzenleme getirildi. Çevre tahribine yol açan yatırımlara karşı bireysel başvuru hakkı da kullanılamaz hale getirildi. Yargı yolu da kapatılmış vaziyette. Şimdilerde tüm yetkiler eski TOKİ başkanı ve Şehircilik Bakanında. Her türlü planlama ve teknik hizmet üretiminde bulunan bir bakanlıkla karşı karşıyayız. Bu bakanlık hiç bir şekilde denetlenemiyor. Bu bakanlığın yasasının ilk üç maddesine bakıldığında yetkilerin nasıl merkezileştiğini, bakanlığın nasıl denetim dışı bırakıldığını ve sonucunda “TEK YETKİLİ”nin BAŞBAKAN olduğu hemen görülür. Artık teknik eğitim kurumlarına meslek insanına meslek odalarına gerek kalmadı! Başbakan, her işe karar veriyor, projeleri onaylıyor, ihale ediyor, yapımcıyı belirliyor ve denetimleri de bertaraf ediyor! 

Gezi, Bir Başlangıç. Mücadele Devam Ediyor

Son altmış yılı kuş bakışı gözden geçirdiğimizde nice kudretlinin, kuvvetlinin Türkiye siyaset sahnesinden yok olup gittiğini görürüz. Milli iradeyi oy çokluğu ile özdeşleştiren muhalif oyları ötekileştiren yok sayan kendinde onu yok etme hakkını gören, siyasi iktidarı mutlak bir otoriteye dönüştüren ve totaliter bir yönetim tarzını dayatan Başbakan için de benzer olacaktır. Ama tarih bu kez Türkiye toplumsal mücadelesinin zaferini de kaydedecektir. Zafer direnenlerin olacaktır. Gezi isyancıları bu değişimin mümkün olduğunu ve değişimin mutlaka gerçekleşeceğini açığı çıkarmıştır. Umutları yeşertmiştir.  Alternatif bir siyasetin güçlü bir halk hareketinin gerçekleşebileceğini işaret etmiştir. Kurtuluşun tek başına değil hep beraber olabileceğini kanıtlamıştır. Yıllardır 1 Mayıslara kapatılan Taksim meydanını geri almıştır. Polis gazının şiddetinin işkencecisinin üstüne gitmiştir.  Bu kavgada canlarını yitirenleri, gözlerini kaybedenleri ve on binler mertebesinde yaralıyı selamlıyorum. 

TMMOB kendisine reva görülen yasal düzenleme nasıl olursa olsun bu direnişte yerini almaya devam edecektir. GEZİ İSYANI, BİR BAŞLANGIÇ. MÜCADELE DEVAM EDİYOR.  TMMOB artık yalnız değildir. Milyonlarca çapulcu kardeşi yoldaşı var. “HER YER TAKSİM, HER YER DİRENİŞ”  diye milyonlar meydanlarda, üniversitelerde, stadyumlarda haykırmaya devam ediyor. Kentlerimizin meydanlarında halk forumlar düzenleyerek geleceği hakkında görüş beyan ediyor kendi kaderini tayin etmenin yollarını arıyor. 

Yaşasın halkların hak mücadelesi yaşasın halkların eşitliği ve kardeşliği.

970583_546928005346592_224332450_n.jpg