Başka Bir Mimarlık İçin: Farklı Örgütlenme Örnekleri-5 ‘Forum’lar, Yeniden!

Arif Şentek

Yaşadığımız son toplumsal ve siyasal gelişmeler alışılagelmişin dışında farklı örgütlenmelerin gerekliliğini bir kez daha ortaya koydu. Bu bağlamda “Gezi Direnişi” başlı başına toplumsal bir sıçrama getirdi. 

Öte yandan iktidarın “torba yasa” ve benzeri girişimleri siyasal açıdan durumun giderek daha kritikleşmekte olduğunu gösteriyor. Meslek alanımızda hukuk dışı uygulamalarla sözde “kentsel dönüşüm” görüntüsü altında sürdürülen ve başlıca amacı kentsel rantın iktidar çevrelerine aktarılması olan girişimler bizi yakından etkiliyor. 

 Mimarlar topluluğu ve Mimarlar Odası, değişen yeni koşullarda toplum ve meslek yararına ‘muhalefet’ görevini yerine getirmek için artık yeni araçlar kullanmak, yeni örgütlenme biçimlerini dikkate almak durumundadır. 

Bir süredir BÜLTEN’de, mimarların dünyanın değişik ülkelerinde gerçekleştirdiği farklı örgütlenmelerden bir bölümünü tanıttık. “Gezi Direnişi”, yaygın uygulaması olan ve 1970’leri yaşamış meslektaşlarımıza hiç de yabancı gelmeyen, esnek ama etkili bir örgütlenme biçimini, FORUM’ları yeniden ortaya çıkardı. 

FORUM, alıştığımız olağan ve olağanüstü genel kurullara, danışma kurullarına, söyleşilere benzemeyen dinamik bir örgütlenme biçimi. Sadece söylemi ile değil oluşum biçimi ile de kurulu düzene karşı. Yaşayanlar daha iyi bilecektir. 

1968’den Bir Forum Deneyimi

İşte size 45 yıl önce, 1968 Ekiminde ODTÜ Mimarlık Fakültesinde eylemler sırasında öğrencilerin başlattığı ve öğretim üyelerinin de katıldığı FORUM’larda yayınlanan bir bildiriden bazı satırlar:

“Biz, Mimarlık Fakültesi öğrencileri 2 Ekim 1968 günü yeni bir oluşum yaratmaya başladık. Türkiye’de olagelen öğrenci hareketlerinden farklı ve ötesinde bir girişimi gerçekleştirdik. Yarattığımız olay, kendi kendine gelişen, kendi kurallarını oluşum içinde bulan bir olaydı. Önceden tasarlanarak doldurulmamış, kendi iç dinamiği içerisinde gelişen bir olaydı. Bu iç dinamiğin harekete geçirici gücü bütün fakülte öğrencilerinin bilinçli katkısı ve kararı oldu. 

“Böylece Türkiye’de ilk kez bir toplum birimi, doğrudan demokrasi yoluyla, kendine dışsal hiçbir gücü tanımadan, kendi yönetimine kendi etkinliğini kattı. Yeni bir kavram getirmiş olduk böylece hakların elde edilmesi alanına. Hakları ‘istenecek’ ya da ‘korunacak’ bir düzeyde değil,’alınacak’ bir düzeyde düşünerek edilgenliğin, eylemsizliğin, sınırlı düşüncenin duvarını yıktık.

“Yarattığımız olay aslında, üniversite eğitimimizin en güçlü, en değerli bir parçası oldu. Kendi yarattığımız oluşumun içinde kendi yarattığımız kavramları kurallaştırmayı, uygulamayı ve yenilemeyi öğrenmekteyiz. Bu yeni oluşumun üniversitemizin diğer birimlerinde ve diğer üniversitelerde önceden kararlaştırılmış sınırlı ve edilgen kalıplan yıkmakta yenilik getirici olacağına inanıyoruz.

“Biz eğitimi, ‘öğrencinin eğitimi’ olarak düşünmüyoruz. Eğitim tek yönlü değil çok yönlü bir süreçtir. Sürekli hareket halinde, yenilenen ve eğitimin bütün öğelerinin etkin katkısıyla oluşan bir süreçtir. Yarattığımız olay, öğrenci gövdesinin kendi isteminden ve gereksinmesinden doğan yetkili bir eylem olduğuna göre eğitim açısından da doğru bir olaydır.

“Önümüzdeki aşama, öğrencisi ve öğreticisiyle bir bütün olan fakültemizde ‘hak’ olarak gördüğümüz şeyleri tartışmak ve saptamaktır. ‘Haklar’, fakültemize dışsal hiçbir faktörden istemeksizin ya da onların ‘hediye’ olarak yukarıdan bağışlamasına meydan vermeksizin, fakültemizin bütün üyelerinin fiziki yoğunluğu ile alınacaktır. Bu şekilde alınan haklar gerçek ‘haklar’ olacaktır. Getirdiğimiz, yüzeydeki geçiştirme çabalarının çok ötesinde olan kavramlar yenidir ve ileri bir atılıştır, ilk uygulayıcıları, bizler, bütün üniversite, belki bütün genç kuşak olacağız.”(1)

Yukarıda aktardıklarımızı abartılı bir gençlik heyecanı olarak görebilirsiniz. Burada önemli olan o heyecandır ve getirilen ilkelerdir. Gençler belki de  “gerçekçi” olmuşlar ve “imkânsızı” istemişlerdir. Bu deneyimin irdelenmesi, ardından yıllar boyu süren etkilerinin tartışılması kuşkusuz ayrıca yapılmalıdır. Ancak 1968’de mimarlık öğrencilerinin gerçekleştirdiği o FORUM’ların ve direnişin bugüne de ışık tuttuğunu söylemeliyiz. “Bir başka mimarlık” için şimdi FORUM’lar  ve “direniş” zamanı! 

(1) Nurettin Çalışkan, ODTÜ Tarihçe 1956 – 1980, Arayış Yayınları, 2002, Ankara, s.35