Categories


Authors

UIA 2014 Dünya Mimarlık Kongresi

UIA 2014 Dünya Mimarlık Kongresi

uia2014poster

Bu yıl yirmi beşincisi düzenlenen UIA 2014 Dünya Mimarlık Kongresi , 3-7 Ağustos tarihlerinde Güney Afrika Cumhuriyeti'nin Durban kentinde gerçekleşiyor. Her üç yılda bir farklı bir temayla düzenlenen kongre, bu yıl 'BAŞKAYER' (OTHERWHERE) teması ile mimarlığın mekânsal ve biçimsel yönlerinin yanı sıra  sosyal, politik , ideolojik, ekonomik ve teorik yönlerini de vurgulamayı amaçlıyor. Bu amaçla ana temayla birlikte kurgulanan alt temalar ile hem mimarlık ortamında farklı tartışma alanları yaratılması hem de ev sahibi Güney Afrika Cumhuriyeti'nin sahip olduğu fırsatların, tehditlerin ve bilgi birikiminin paylaşılması öngörülüyor. Kongrenin alt temalarından 'Ekoloji', Zaman, Evrim ve Rio +20; 'Esneklik', Doğma, Yoksulluğun Giderilmesi ve Mekansal Ekonomi; 'Değerler' ise Uygulama ve Öğreti bağlamında tartışmaya açılıyor. Etkinlik hakkında detaylı bilgi için www.uia2014durban.org adresi ziyaret edilebilir.

uia_sergi mekanlari1
uia_sergi_mekanlari
 UIA 2014 Dünya Mimarlık Kongresi'nin sergi mekanlarından biri olan tarihi birahane yapısı Güney Afrika'da ve özellikle de Durban'da siyah nüfusun 'kontrolü' için kullanılan işlevsel mekanlardan biriymiş. Siyah nüfus kendi evlerinde biralarını üretirken 20. yy başlarında bu durum yasaklanarak bira üretim tekeli belediyelere devredilmiş. Belediyelerin işlettiği ve birayı pahalıya satan birahanelerin geliri o kadar yüksekmiş ki, 'Durban system' diye anılan mekanizma ile bu gelirler Durban'da siyah nüfusun denetimi (polis ücretleri ve hizmet maliyetleri, siyahlar için baraka, birahane, genelev gibi mekanların inşası vb.) için gerekli tüm masraf kalemlerini karşılıyormuş. İşte böylesi bir mekan UIA 2014 kapsamında sergi alanı olarak kullanılıyor . Mekanda birkaç farklı konuda öğrenci projeleri sergilenirken, öğrenciler de yapının avlusunda (tarihsel bir ironiyle) bira keyfi yapıyorlar!

UIA 2014 Dünya Mimarlık Kongresi'nin sergi mekanlarından biri olan tarihi birahane yapısı Güney Afrika'da ve özellikle de Durban'da siyah nüfusun 'kontrolü' için kullanılan işlevsel mekanlardan biriymiş. Siyah nüfus kendi evlerinde biralarını üretirken 20. yy başlarında bu durum yasaklanarak bira üretim tekeli belediyelere devredilmiş. Belediyelerin işlettiği ve birayı pahalıya satan birahanelerin geliri o kadar yüksekmiş ki, 'Durban system' diye anılan mekanizma ile bu gelirler Durban'da siyah nüfusun denetimi (polis ücretleri ve hizmet maliyetleri, siyahlar için baraka, birahane, genelev gibi mekanların inşası vb.) için gerekli tüm masraf kalemlerini karşılıyormuş. İşte böylesi bir mekan UIA 2014 kapsamında sergi alanı olarak kullanılıyor . Mekanda birkaç farklı konuda öğrenci projeleri sergilenirken, öğrenciler de yapının avlusunda (tarihsel bir ironiyle) bira keyfi yapıyorlar!

 2017 UIA Dünya Mimarlık Kongresi'ne ev sahipliği yapacak olan Seul'un standı

2017 UIA Dünya Mimarlık Kongresi'ne ev sahipliği yapacak olan Seul'un standı

 2023 UIA Dünya Mimarlık Kongresi aday adayı MO Antalya Şubesi standı

2023 UIA Dünya Mimarlık Kongresi aday adayı MO Antalya Şubesi standı

 Mimarlar Odası Antalya Şubesi tarafından hazırlanan UIA 2023 Antalya tanıtım broşürü

Mimarlar Odası Antalya Şubesi tarafından hazırlanan UIA 2023 Antalya tanıtım broşürü

 Eleştirel yaklaşımı ve toplumsal duyarlılığı ile öne çıkan 'Gezi' temalı Mimarlar Odası standı

Eleştirel yaklaşımı ve toplumsal duyarlılığı ile öne çıkan 'Gezi' temalı Mimarlar Odası standı

  03.08.2014 -Kongre açılış oturumu

03.08.2014-Kongre açılış oturumu

  04.08.2014 - Toyo Ito Sunusu- Ito deprem ve tsunami sonrası çalışmaları ve 'home for all' adlı sosyal buluşma/toplanma mekanı tasarımlarını anlattı.

04.08.2014- Toyo Ito Sunusu- Ito deprem ve tsunami sonrası çalışmaları ve 'home for all' adlı sosyal buluşma/toplanma mekanı tasarımlarını anlattı.

  04.08.2014 - Cameron Sinclair ('Architecture for Humanity'  organizasyonunun kurucusu) sunuşu-  Sürdürülebilirlik kavramını sosyal boyutuyla ele almaya ve mimarlığı sosyal sürdürülebilirliğin aracı kılmaya çalışan 'Architecture for Humanity' özellikle afet ve çatışma bölgelerinde yürüttüğü çalışmalarla öne çıkıyor. Uzun olmasına karşın ilgi çekici sunumunda Sinclair, Haiti, Japonya, Afrika ve Suriye gibi bölgelerde yürüttükleri çalışmalardan örnekler gösterdi.

04.08.2014- Cameron Sinclair ('Architecture for Humanity'  organizasyonunun kurucusu) sunuşu-  Sürdürülebilirlik kavramını sosyal boyutuyla ele almaya ve mimarlığı sosyal sürdürülebilirliğin aracı kılmaya çalışan 'Architecture for Humanity' özellikle afet ve çatışma bölgelerinde yürüttüğü çalışmalarla öne çıkıyor. Uzun olmasına karşın ilgi çekici sunumunda Sinclair, Haiti, Japonya, Afrika ve Suriye gibi bölgelerde yürüttükleri çalışmalardan örnekler gösterdi.

ikinci gün
  05.08.2014-  Francis Kere, Susannah Drake, Kjetil Thorsen sunuşları- İkinci günün sabahı üç ana konuşmacının birlikte yer aldığı oturumda konuşmacılardan ilki olan Francis Kere, Afrika'nın çeşitli bölgelerinde özellikle kili yaratıcı biçimlerde kullanan tekniklerin uygulandığı sosyal projelerinden örnekler gösterdi. Almanya'da eğitim almış ve halen ABD'de yaşamakta olsa da, Afrika'nın yoksul bir bölgesinde doğmuş olan Kere, doğduğu toprakların yoksul halklarının yaşamlarına katkı yapmanın kendisi için ne kadar önemli olduğunu yalnızca gösterdiği projelerle değil, içten sunumuyla da ifade etti. İkinci konuşmacı olan Susannah Drake, ABD'de ve özellikle New York'ta, kentsel altyapının sürdürülebilir hale getirilmesini hedefleyen kentsel tasarım projelerinden söz etti. Özellikle küresel ısınma sonucu yükselen deniz seviyesi ve kasırgaların tehdidi altında bulunan kentleşmiş kıyı çizgileri (özellikle aşağı Manhattan) üzerine önerileri ilgi çekiciydi. Drake'in önerileri tekil yerlere üretilmiş çözümler olmak yanında, tüm ABD altyapısının, 1930'ların New Deal programlarının benzeri programlarla yaygınlaştırılmasını da öneriyor. Oturumun son konuşmacısı ise bir 'yıldız mimar'dı. Norveç kökenli mimarlık ofisi Snohetta'nın kurucusu olan Kjetil Thorsen'in sunumu diğerlerinden farklı idi. İskenderiye Kütüphanesi projesinden başlayarak malzeme duyarlılığı ile öne çıkan büyük ölçekli projelerini sunan Thorsen, yaratıcılık vurgusunu öne çıkardı.   05.08.2014 - Rahul Mehrotra sunuşu- İkinci günün kapanış konuşmasını Rahul Mehrotra yaptı. Harvard Üniversitesi'nde profesör olan Mehrotra, Hindistan'da ürettiği projeleri tartışırken, "bağlamın bağlamı" (context of the context) kavramını ortaya attı. Bununla kasıt, içinde çalıştığımız/ düşündüğümüz bağlamın (Hindistan) içinde bulunduğu (küresel) bağlam. Hindistan'ın nüfus ve kentleşme dinamikleri, ölçüsüz bir yoksulluğun da çoğalışına sebep olmakta. Bu koşullar da, toplumsal duyarlılığı olan bir mimarlığı kaçınılmaz kılıyor. Mehrotra, bu çerçevede, iki farklı stratejiyle ele aldığı 3'er projesini tartıştı. Bu stratejilerin ilki "localizing the global programs", küresel dünyanın yarattığı mimari programların (örneğin bir IT şirketi yapısı) yerel uygulamasını anlatıyor. İkinci strateji olan "globalizing the local" ise, yerel problemlere (örneğin kamu kullanımına açık tuvalet ihtiyacı) küresel araçlarla çözüm aramayı ifade ediyor.

05.08.2014- Francis Kere, Susannah Drake, Kjetil Thorsen sunuşları- İkinci günün sabahı üç ana konuşmacının birlikte yer aldığı oturumda konuşmacılardan ilki olan Francis Kere, Afrika'nın çeşitli bölgelerinde özellikle kili yaratıcı biçimlerde kullanan tekniklerin uygulandığı sosyal projelerinden örnekler gösterdi. Almanya'da eğitim almış ve halen ABD'de yaşamakta olsa da, Afrika'nın yoksul bir bölgesinde doğmuş olan Kere, doğduğu toprakların yoksul halklarının yaşamlarına katkı yapmanın kendisi için ne kadar önemli olduğunu yalnızca gösterdiği projelerle değil, içten sunumuyla da ifade etti.
İkinci konuşmacı olan Susannah Drake, ABD'de ve özellikle New York'ta, kentsel altyapının sürdürülebilir hale getirilmesini hedefleyen kentsel tasarım projelerinden söz etti. Özellikle küresel ısınma sonucu yükselen deniz seviyesi ve kasırgaların tehdidi altında bulunan kentleşmiş kıyı çizgileri (özellikle aşağı Manhattan) üzerine önerileri ilgi çekiciydi. Drake'in önerileri tekil yerlere üretilmiş çözümler olmak yanında, tüm ABD altyapısının, 1930'ların New Deal programlarının benzeri programlarla yaygınlaştırılmasını da öneriyor.
Oturumun son konuşmacısı ise bir 'yıldız mimar'dı. Norveç kökenli mimarlık ofisi Snohetta'nın kurucusu olan Kjetil Thorsen'in sunumu diğerlerinden farklı idi. İskenderiye Kütüphanesi projesinden başlayarak malzeme duyarlılığı ile öne çıkan büyük ölçekli projelerini sunan Thorsen, yaratıcılık vurgusunu öne çıkardı.

05.08.2014- Rahul Mehrotra sunuşu- İkinci günün kapanış konuşmasını Rahul Mehrotra yaptı. Harvard Üniversitesi'nde profesör olan Mehrotra, Hindistan'da ürettiği projeleri tartışırken, "bağlamın bağlamı" (context of the context) kavramını ortaya attı. Bununla kasıt, içinde çalıştığımız/ düşündüğümüz bağlamın (Hindistan) içinde bulunduğu (küresel) bağlam. Hindistan'ın nüfus ve kentleşme dinamikleri, ölçüsüz bir yoksulluğun da çoğalışına sebep olmakta. Bu koşullar da, toplumsal duyarlılığı olan bir mimarlığı kaçınılmaz kılıyor. Mehrotra, bu çerçevede, iki farklı stratejiyle ele aldığı 3'er projesini tartıştı. Bu stratejilerin ilki "localizing the global programs", küresel dünyanın yarattığı mimari programların (örneğin bir IT şirketi yapısı) yerel uygulamasını anlatıyor. İkinci strateji olan "globalizing the local" ise, yerel problemlere (örneğin kamu kullanımına açık tuvalet ihtiyacı) küresel araçlarla çözüm aramayı ifade ediyor.

  06.08.2014 - Patricia Fernandes sunuşu- Kongre kapsamında süren paralel akademik oturumlarda da, çok sayıda nitelikli araştırma sunulup tartışılmakta. Tek bir izleyici bunların ancak küçük bir kısmını izleyebiliyor kuşkusuz. Dahası program broşürlerinin ve telefon uygulamasının kurgusu da oturum temaları değil tekil başlıklar üzerinden kurgulandığı için iyi sunumları kaçırdığını fark edip hayıflanmak da insanın başına sık geliyor. Buna karşılık tesadüfen iyi bir sunum yakalamak da olası. İşte böylesi sunumlardan birisi, Patricia Fernandes tarafından yapılan "Constructing the Common in the Deheidhe Camp, Palestine" başlıklı olanıydı. Batı Şeria'da bir mülteci kampı olan Deheidhe'de bir gençlik merkezi tasarımını konu alan sunumunda Fernandes, Filistin'de kamusal alan kavramının nasıl bozuma uğradığını gösterdi. Açık alanların İsrail şiddeti ile tahakküm altında olduğu ortamda, kullanıcıların ısrarla kapalı mekan talep etmesi, projenin çarpıcı boyutunu oluşturuyor.  

06.08.2014- Patricia Fernandes sunuşu- Kongre kapsamında süren paralel akademik oturumlarda da, çok sayıda nitelikli araştırma sunulup tartışılmakta. Tek bir izleyici bunların ancak küçük bir kısmını izleyebiliyor kuşkusuz. Dahası program broşürlerinin ve telefon uygulamasının kurgusu da oturum temaları değil tekil başlıklar üzerinden kurgulandığı için iyi sunumları kaçırdığını fark edip hayıflanmak da insanın başına sık geliyor. Buna karşılık tesadüfen iyi bir sunum yakalamak da olası. İşte böylesi sunumlardan birisi, Patricia Fernandes tarafından yapılan "Constructing the Common in the Deheidhe Camp, Palestine" başlıklı olanıydı. Batı Şeria'da bir mülteci kampı olan Deheidhe'de bir gençlik merkezi tasarımını konu alan sunumunda Fernandes, Filistin'de kamusal alan kavramının nasıl bozuma uğradığını gösterdi. Açık alanların İsrail şiddeti ile tahakküm altında olduğu ortamda, kullanıcıların ısrarla kapalı mekan talep etmesi, projenin çarpıcı boyutunu oluşturuyor.
 

  06.08.2014 - Toyo Ito Sunuşu- Kongrenin üçüncü gününün son konuşmacısı Toyo Ito idi. Muhtemelen kongrenin en çok ilgi gören sunumunun başlığı ise "Modernizmin ötesinde bir Mimarlığın imkanı" idi. Yakın dönemde tasarlanmış ve bazıları halen inşa sürecinde olan bu yapıların tamamı büyük ölçekli kamu yapılarıydı. Projelerin ortak noktası ise, Metabolistleri anımsatan güçlü ve etkileyici formları idi. Ito'nun sunumunda, konuşmanın başlığına dair kurduğu argüman "ızgara planın (grid) dışına çıkma gerekliliği" olduğu için, bu projelerin de biçimlerinin ötesinde bir tartışmaya konu olmaları mümkün olmadı. Doğrusunu söylemek gerekirse, Ito'nun Pazartesi günkü oturumunda, Fukushima felaketi sonrasında yaptığı çalışmaları konu alan sunumu çok daha etkileyiciydi. Tüm kongre katılımcılarının karşısına 'starchitect' kimliğiyle çıkmak, anlaşılan, mimarın bilinçli tercihiydi.

06.08.2014- Toyo Ito Sunuşu- Kongrenin üçüncü gününün son konuşmacısı Toyo Ito idi. Muhtemelen kongrenin en çok ilgi gören sunumunun başlığı ise "Modernizmin ötesinde bir Mimarlığın imkanı" idi. Yakın dönemde tasarlanmış ve bazıları halen inşa sürecinde olan bu yapıların tamamı büyük ölçekli kamu yapılarıydı. Projelerin ortak noktası ise, Metabolistleri anımsatan güçlü ve etkileyici formları idi. Ito'nun sunumunda, konuşmanın başlığına dair kurduğu argüman "ızgara planın (grid) dışına çıkma gerekliliği" olduğu için, bu projelerin de biçimlerinin ötesinde bir tartışmaya konu olmaları mümkün olmadı. Doğrusunu söylemek gerekirse, Ito'nun Pazartesi günkü oturumunda, Fukushima felaketi sonrasında yaptığı çalışmaları konu alan sunumu çok daha etkileyiciydi. Tüm kongre katılımcılarının karşısına 'starchitect' kimliğiyle çıkmak, anlaşılan, mimarın bilinçli tercihiydi.

  07.08.2014 - I. M. Pei Sunuşu- Kongrenin kapanışını içeren yarım günlük kısım, UIA Gold Medal ödülünün 2014 yılı sahibi I.M. Pei sunumu ile başladı. 97 yaşındaki Pei'nin sağlığı Güney Afrika'ya yolculuk yapmasına olanak vermediği için, konuşmayı, ödülünü de onun adına almış olan ortağı George Miller yaptı. Miller, sunumunda, Pei'nin 70 yıllık meslek yaşantısını örnekleyen projelerini gösterdi.

07.08.2014- I. M. Pei Sunuşu- Kongrenin kapanışını içeren yarım günlük kısım, UIA Gold Medal ödülünün 2014 yılı sahibi I.M. Pei sunumu ile başladı. 97 yaşındaki Pei'nin sağlığı Güney Afrika'ya yolculuk yapmasına olanak vermediği için, konuşmayı, ödülünü de onun adına almış olan ortağı George Miller yaptı. Miller, sunumunda, Pei'nin 70 yıllık meslek yaşantısını örnekleyen projelerini gösterdi.

İsyankar Mimari

İmgelem