Categories

archive Block
This is example content. Double-click here and select a page to create an index of your own content. Learn more


Authors

archive Block
This is example content. Double-click here and select a page to create an index of your own content. Learn more
Peter Eisenman ile Yenikapı Transfer Noktası ve Arkeopark Alanı Uluslararası Mimari Yarışması Üzerine Söyleşi

Peter Eisenman ile Yenikapı Transfer Noktası ve Arkeopark Alanı Uluslararası Mimari Yarışması Üzerine Söyleşi

Erdem Tüzün 2012 yılında Aytaç Mimarlık’la birlikte kazandıkları Yenikapı Transfer Noktası ve Arkeopark Alanı Uluslararası Mimari Yarışması Üzerine Peter Eisenman’la bir söyleşi gerçekleştirdi.

2011 yılında Massimiliano Fuksas, Rem Koolhaas ve Michael Sorkinnin de jüri üyeliğini üstlendiği davetli yarışmada eşit puan alarak finale kalan üç yarışma grubu Atelye 70 + Cellini Francesco + Insula Architettura E Ingegneria, Cafer Bozkurt Mimarlık + Mecanoo Architects, Eisenman Architects + Aytaç Architects  olmuş ve birinciliği Peter Eisenman ve Aytaç Mimarlık kazanmıştı.

Peter Eisenman Erdem Tüzün’le yaptığı söyleşide;projeye dahil olma sürecinden projenin kavramsal sürecine kadar farklı ölçeklerdeki yaklaşım kararlarına ilişkin bir çok bilgiyi tarihten referanslar vererek anlatıyor.Proje ile ilgili olarak 18. yüzyılda Roma’nın en büyük kartografı olan Giovanni Battista Piranesi’yle benzeşim/ayrışım noktalarının altını çizen mimar yaptığı çizimlerin sadece çizim sanatının değil,binaya giden bir sürecin parçası olarak değerlendiriyor.

Bununla birlikte;Marmaray gibi ciddi bir kamusal müdahale’nin İstanbul’a etkisi üzerinden Yenikapı bölgesinin geleceğine ilişkin görüşlerini de paylaşan mimar özellikle tasarladıkları yapıların alçak katlı olmasına ve şehrin silüetini bozmamasına dikkat ettiklerini vurgulamaktadır.Söyleşinin devamında ise;Peter Eisenman kendi mimarlığı,Bienaller/Venedik Mimarlık Bienali,Sanat-Mimarlık ilişkisi,yapıların korunması/yer değiştirmesi ve bu yıl Venedik Mimarlık Bienalinde,Arsenal’deki serginin kurgusu ve içeriğine kadar detaylı bilgiler vermektedir.


Peter Eisenman /Söyleşi

   Fotoğraf: İsa Şimşek tarafından İstanbulArtNews için çekilmiştir.

Fotoğraf: İsa Şimşek tarafından İstanbulArtNews için çekilmiştir.

Peter Eisenman dünyaca tanınmış bir mimar, teorisyen ve profesör. Bugüne kadar dünyanın bir çok yerinde tasarlamış olduğu binalar arasında Berlin’deki Katledilen Avrupalı Yahudiler Anıtı ve İspanya’daki Galicia Kültür Şehri var. 2012 yılında Aytaç Mimarlık ile katıldıkları Yenikapı Transfer Noktası ve Arkeopark Alanı Uluslararası Mimari Yarışması’nı kazandılar. Peter Eisenman ile Yenikapı Projesinden güncel konulara değin bir çok konuyu konuştuk.

 

Erdem Tüzün

Yenikapı Yarışması’na nasıl girdiğinizden bahsedebilir misiniz? Bu yarışmada ilginizi çeken şey neydi? 

 

Peter Eisenman

Öncelikle proje ile ilgili bildiklerimden başlayayım. Orijinalinde proje, üç ayrı demir yolu hattını ve üç ayrı istasyonu birleştiren bir ulaşım binasıydı; banliyö hattı, uluslararası hat ve hafif raylı sistem. Proje ile ilgilenmemizin ana sebebi bir tren istasyonu olması değildi. Yarışmanın bizim için önemli bir kısmı, bu var olan istasyonları, alandan çıkan arkeolojik bulgular ile birleştirme potansiyeliydi. Projeye, hayali ve gerçek arkeolojiler kurgusu kavramları üzerinde zaten çalışmakta olduğumuz ve bu kavramları daha önce de tasarımımızın temeli olarak kullandığımız için ilgi duyduk.

İstanbullu genç bir mimar olan ve daha önce benim ofisimde de çalışmış olan Alper Aytaç, bize yarışmaya birlikte girmek isteyip istemediğimizi sordu, biz de kabul ettik. Böylece yarışmanın ilk etabında beraber çalıştık ve yarışmaya katılmaya layık görüldük. Sanırım yarışmanın ikinci etabına kalan yaklaşık on mimarlık ofisi vardı. Bu ofislerin arasında İngiltere ve Hollanda’dan mimarlık ofisleri yer aldı. Amerika Birleşik Devletleri’nden sadece biz vardık. Ayrıca birkaç tane de büyük ölçekli Türk ofisi iki aşamaya hazırlanmaya hak kazanmıştı.

Projede ilk aşamada bizi ilgilendiren konu, bu karmaşık ulaşım sistemini nasıl arkeolojik bir deneyim potansiyeli ile birleştireceğimizdi. Yani Arkeopark, trenden inen insanlar için gidecekleri istikamet ile aralarında bir filtre olarak kullanılabilir miydi? Ana fikrimiz, istasyonu aktif olarak kullanacağı tahmin edilen günde yaklaşık bir milyon insanı alıp, onları arazideki kalıntıların farkına varmasını sağlamaktı. Başka bir önemli nokta da yapacağımız tasarımın; mekânın geçmişine, Osmanlı dönemine ve daha önceki Hristiyan dönemlerine bakması ve mekânda olan bitenden haberdar olmasıydı. Arazi bilindiği gibi şehir duvarları ile çevrili bir liman arazisiydi. Bu mevcut duvarları araziyi organize eden elemanlar olarak kullanmak ve projemizin bir parçası haline getirmek istedik. Sonuçta yarattığımız binalar, dörtgensel insan yapıtları değil de, sanki arazinin yüzyıllardır bir parçası olan ve duvarların konumlarının izini süren ögelerdi. Sonunda iki ofis ile daha berabere kaldık. Bizi farklı kılan şey bence, müze ve Arkeopark’ın yanı sıra istasyona gelen insanların kullanımı için ticari alan da sağlamış olmamız. Kültürel bir bina yapıyorsanız, binanın masraflarını karşılayacak alternatif bir gelir kaynağı olması tabi ki çok yararlı bir şey. Bu noktada, kamu - özel ortaklığı açısından ticari bir bina mantıklı bir adımdı. Sonunda anladığımız kadarıyla yarışmayı kazandık.  Bizden projemizin Yenikapı kentsel planı, vaziyet planı ve bina ölçeği açısından ne anlama geldiğini ve bu farklı ölçekler arasındaki bağın ne olduğunu incelememiz istendi. Son altı aydır yaptığımız da bu; üzerinde bir müze, arkeoloji parkı ve ulaşım merkezi olan bir genel vaziyet planı üzerinde çalışmak ve bütün ögeleri bu plan üstünden birleştirmek.

ET

Projeniz üç farklı ölçekte birden çalışıyor. Bu ölçekler projenizde kentsel vizyon, kentsel tasarım ve mimari tasarım olarak geçiyor. Öncelikle kentsel vizyondan başlamak istiyorum. Arazinin hem yatay, hem dikey kesitinde birçok katmanı var. Kuzey-güney kesitine baktığımızda, şehir dokusunun yoğun olduğu Aksaray’dan başlayıp, ulaşım merkezi Marmaray, Arkeopark, Kennedy Caddesi ve İSKİ Park üzerinden Marmara Denizi’ne varıyor. Dikey kesiminde ise benzer şekilde farklı zamanlardan kalıntılar mevcut. Bu çok katmanlılık tasarımınızı nasıl etkiledi? Var olan tabakalara karşı tutumunuz nedir?

PE

Öncelikle, bizim ilgi duyduğumuz kentsel planlar her zaman birden fazla zamanı temsil eden planlar oldu. Bu, 18. yüzyılda Roma’nın en büyük kartografı olan Giovanni Battista Piranesi’den öğrendiğimiz en önemli şeylerden biri. Piranesi Roma’nın haritasını çizen ilk kişi. Söylediği şey bunun bir arkeolojik araştırma olduğuydu, ama aslında yaptığı Roma’nın birinci yüzyıldaki halini yeniden icat ve hayal etmekti. 1., 5., 12 ve içinde bulunduğu 18. yüzyıldan farklı stillerdeki binalar alıp tek bir harita üzerinde bir araya getirdi. Aynı şeyi bugün yapabilme imkânı beni hep inanılmaz heyecanlandırmıştır. Yani aynı harita üstünde milattan önce 6000’lerle, 1000’leri ve de milattan sonra 1000 ve 2000’leri bir araya getirebilmek fikri. Bizim yapmaya çalıştığımız da işte bu. Farklı zaman ve yapıtların sanal olarak yeniden inşası… 

Söyleşinin devamı için tıklayınız

Bir Kolektif Araştırma Projesi –The City At a Time Of Crisis/Kriz Sırasında Şehir [Yunanistan]

Bir Kolektif Araştırma Projesi –The City At a Time Of Crisis/Kriz Sırasında Şehir [Yunanistan]

İstanbul'un Mega Projeleri

İstanbul'un Mega Projeleri