Üzgünüz, Suriye İçin Biraz Geç Kaldınız!

Mimarlar ve Mimarlik Dostlari İçin Suriye Gezisi

Kapı komşumuz Suriye’ye yapılacak bu gezi özellikle mimarlar için düzenlenmiştir. Tarihi bağlarımız bulunan dost ülke Suriye’yi görmek, kardeş Suriye halklarını tanımak isteyen herkes katılabilir. Gezi programımız özetle şöyle 

Saat 20.00’de Atatürk Lisesi önünden (Sezenler sokak - Sıhhiye - Ankara) hareket ediyoruz. Sabah erken saatlerde sınır kapısına ulaşıyoruz. Çıkış ve giriş işlemleri ardından Suriye topraklarına geçiyoruz.

“İlk durağımız her turun gitmediği bir nokta. Şövalye Kalesine - Krak Des Chevaliers gidiyoruz. Haçlı seferlerini ve Ortaçağın karanlık ve savaş dönemini hissedeceksiniz. Dünyada bu büyüklük ve sağlamlıkta çok az kale kalmış durumda. Burayı kaçırmayın. 

Şam’da Şehir Turu

“Kale gezisi sonrasında Şam’a doğru yola devam ediyoruz. Yaklaşık 5 milyonluk nüfuslu Şam’a ulaşıyoruz. Öğle yemeği molası sonrasında şehir turumuza başlıyoruz. Gezeceğimiz  - ziyaret edeceğimiz yerler:

  • Süleymaniye Külliyesi (Mimar Sinan`ın kalfalık dönemi eseri) ve Osmanlı Hanedan mezarlığı,

  • Altın kubbeli Seyide Zeynep Camisi,

  • Şam Kale surları, Jüpiter tapınağı kapısı,

  • Ünlü Emevi Camisi ve Selahaddin Eyyubi Türbesi,

  • 1914 yılında şehit düşen pilotlarımızın mezarları,

  • Osmanlı İmparatorluğu tarafından yapılan tarihi İstanbul - Hicaz Demiryolu Şam İstasyonu,

  • Hamidiye Çarşısı (Kapalı Çarşı) - Çarşıda alışveriş için serbest zamanımız olacak.

“Ertesi gün Şam`dan yola çıkıyoruz ve Maaloula köyünü gezmeye gidiyoruz. Hz. İsa’nın konuştuğu dil olarak bilinen “Aramice” antik dili bu beldede hala konuşulmaktadır. Maaloula`daki St. Sergius kilisesi, arınma yolu, Azize Takla manastırı gezisi sonrasında Maaloula`dan ayrılıyoruz.

Palmira, Humus,  Hama ve Halep

“Gezi sonrası Çölün Gelini adıyla anılan Palmyra antik kentine gidiyoruz. Öğle yemeği molası sonrasında Humus yolu üzerinden Hama şehrine ulaşıyoruz. Hama şehrinde, Asi Nehri üzerinde e Roma döneminden bu yana kullanılan devasa su değirmenlerini görüyor ve geziyoruz. Yemekten sonra Halep’e varıyor ve otelimize yerleşiyoruz.

“ Önce Halep Kalesini gezeceğiz. Su sarnıcı, zindan girişi, Roma tiyatrosunu, küçük sarayı, kale camisini ve surları gezdikten sonra kaledeki seyir terasında fotoğraf molası veriyoruz.

“Zekeriya Camisini ve türbesini ziyaret ediyoruz. Eski Halep bölgesinde yürüyoruz.  Bimarhane`yi (Büyük Selçuklu dönemi akıl hastalıkları hastanesi) de görebiliriz. Halep kapalı çarşısında (Souq El Medine) alışveriş için serbest zaman süresi veriyoruz.

12 Kilometrelik Halep Çarşısı

“Halep çarşısı Büyük Selçuklu döneminde organize olmuş, Haçlı döneminde güç kaybetmiş, Osmanlı döneminde Orta Doğu`nun ticaret merkezi olmuş çarşılar silsilesidir. Yan yana kurulmuş farklı mesleklere ait Yaklaşık 100 sokaktan oluşan çarşıların uzunluğu yaklaşık 12 kilometredir..

 “Son gün Halep`ten ayrılıyoruz. Cilvegözü sınır kapısından Türkiye`ye geliyoruz. Belirli yerlerde vereceğimiz molalar sonrası saat 23.50 civarında Ankara’ya geliyoruz. Bir başka gezimizde buluşabilmek dileğiyle vedalaşıp ayrılıyoruz...”

ÜZGÜNÜZ, BİRAZ GEÇ KALDINIZ!

Bu gezi programı bir turizm firmasının internet sitesinde unutulmuş kalmış (1). Biz biraz mimarlara uyarladık. Üzgünüz, biraz geç kaldınız. Böyle bir geziye 3 yıl önce katılacaktınız. 

Üç yıldır Suriye’de acımasız bir iç savaş sürüyor. Savaşta bugüne kadar ölenlerin sayısı 130 bini buldu. Şimdi ters ve tek yönde bir “zorunlu turizm” başlamış durumda. Savaştan kaçan 2.5 milyon Suriyeli komşu ülkelere sığındı. Türkiye’deki sığınmacı sayısı 700 bini geçiyor. 

Birleşmiş Milletler Mülteciler Örgütü UNHCR’in sürekli güncellenen rakamlarına göre 

Suriye ile komşuluk bağlarımızın çok eskiye dayandığı ve yakın zamana kadar dostluk ilişkilerimizin egemen olduğunu unutmamalıyız. Üç yıl öncesine kadar “kardeşim Esad” diyen başbakanın şimdi “katil Eset” demesi katılabileceğimiz bir politika değildir. Suriye’deki ayaklanmacılara verilen desteği, örneğin son günlerde iyice açığa çıkan silah sevkiyatını da Türkiye’nin geleneksel ve tutarlı “yurtta barış, dünyada barış” politikası ile bağdaştırmak mümkün değildir. Ne yazık ki bugün savaş ülkemizi de tehdit eder duruma gelmiştir. 

Savaş ve Mimarlar 

Mimarlar öncelikle birer aydın olarak, insanların insanca yaşamasını amaçlayan bir mesleğin mensubu olarak savaşa karşı çıkmalıdır. Savaştan kaçan sığınmacıların barınma sorunu, kentlerin, yapılı çevrenin ve mimari mirasın savaşta uğradığı yıkım mimarları yakından ilgilendirir. Ancak, komşumuz Suriye’de süregelen ve istemesek de ülkemizin taraf olduğu bir savaşa mimarların gerekli duyarlılığı gösterdiğini söyleyemeyiz. Umarız bu önemli eksikliği giderecek adımlar atılabilir. 

The Guardian’da 26 Ocak günü yayınlanan bir yazıda (2), Suriye’de süren savaşın yapılı çevreyi ve mimari mirası nasıl yıkıma uğrattığı örnekleriyle anlatılıyor. Yazıdan aktardığımız aşağıdaki fotoğraflar ve açıklayıcı notlar, verdiğimiz “gezi programı”nda adı geçen çoğu yeri ve yapıyı gidip görmekte gerçekten geç kaldığımızı gösteriyor. 

Suriye’den Savaş Öncesi ve Savaş Sonrası Görüntüler

  1. http://ayakizi.com.tr/index.php?s=turdetay&id=137

  2. Martin Chulov, “Syria’s Peritage in Ruins: Before and After Pictures”, Guardian, 26.01.2014 http://www.theguardian.com/world/2014/jan/26/syria-heritage-in-ruins-before-and-after-pictures